SON DAKİKA

VİLAYET YÜKSEK MAKAMINA / BEYAZIT

Mehmet Koç yazıyor 25 Haziran, 2026 05:07 Güncelleme: 25 Haziran, 2026 05:07 VİLAYET YÜKSEK MAKAMINA / BEYAZIT

Sosyal medyada ve kamuoyunda bir süredir dillendirilen “25 yeni il” tartışmaları, Doğubayazıt’ta yıllardır kapanmayan bir dosyayı yeniden açtı. Ancak adı geçen ilçeler arasında Doğubayazıt’ın yer almaması, bu kadim şehrin insanlarında haklı bir burukluk oluşturdu.

Çünkü Doğubayazıt sıradan bir ilçe değildir.

Osmanlı döneminde sancak merkezi olan, Cumhuriyet’in ilk yıllarında BAYEZİT adıyla vilayet statüsünde bulunan bu şehir; 1927 yılında alınan idari kararla vilayet merkezi Karaköse’ye (bugünkü Ağrı) taşınarak ilçe konumuna düşürüldü. Aradan yaklaşık bir asır geçti ama bu kararın toplum hafızasında bıraktığı iz silinmedi.

Doğubayazıt bugün yalnızca tarihine yaslanarak değil; coğrafi, ekonomik ve stratejik gerçekleriyle de il olma talebini dile getiriyor.

İl merkezine yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta bulunması, vatandaşın kamu hizmetlerine erişimini zorlaştırıyor. Buna karşılık İran sınırına komşu olması, Türkiye’nin en önemli sınır kapılarından Gürbulak’ı bünyesinde bulundurması ve bölgede oluşan ticari hareketlilik Doğubayazıt’a farklı bir ağırlık kazandırıyor.

Turizm açısından bakıldığında ise tablo daha da dikkat çekicidir.

İshak Paşa Sarayı gibi dünya çapında bilinen bir kültürel mirasa, Ağrı Dağı gibi uluslararası sembol değeri taşıyan bir doğal zenginliğe sahip olan Doğubayazıt; tarih, kültür ve turizmin kesiştiği ender merkezlerden biridir.

Üstelik bugün ilçede bulunan kamu altyapısı da dikkate değerdir. Hükümet konağı, müstakil adliye binası, ağır ceza yapılanması, yükseköğretim kurumları, sağlık yatırımları ve diğer kamu hizmetleri, birçok il merkezinde bulunan unsurlarla yarışabilecek düzeydedir.

Tarihsel açıdan da Doğubayazıt’ın devlet geleneği güçlüdür. Cumhuriyet’in ilk Sağlık Bakanı ve daha sonra Başvekili olarak görev yapan Refik Saydam’ın Beyazıt milletvekili olarak temsil edilmiş olması bile bu geçmişin önemli göstergelerinden biridir.

Ancak bu talep bizim için yalnızca teorik bir tartışma değildir.

1990’lı yıllarda Doğubayazıt Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı olarak görev yaptığım dönemde, ilçemizden çıkan bir bakanın da hükümette yer aldığı süreçte bir heyet hâlinde Ankara’ya gitmiş; Doğubayazıt’ın yeniden il olması talebini doğrudan devletin en üst makamlarında dile getirmiştik.

O toplantıda dönemin Başbakanı merhum Mesut Yılmaz da hazır bulunuyordu. Konu dikkatle dinlendi, not alındı ve olumlu bir hava oluştu. Açık söylemek gerekirse; Doğubayazıt’ın yeniden il olmasına çok yaklaşılmıştı. Fakat kısa süre sonra hükümetin düşmesiyle birlikte süreç yarım kaldı ve dosya rafa kaldırıldı.

Bu hatırayı bugün bir sitem için değil, bir gerçeği hatırlatmak için anlatıyorum:

Doğubayazıt’ın il olma talebi yeni ortaya çıkmış bir siyasi slogan değildir. Bu talep onlarca yıldır dile getirilen, takip edilen ve devlet nezdinde de zaman zaman değerlendirilen ciddi bir beklentidir.

Bugüne kadar yeterince güçlü siyasi temsil bulunamadığı için mesele sonuçlandırılamamış olabilir. Ancak bu durum talebin haklılığını ortadan kaldırmaz.

Üstelik Doğubayazıt’ın il olması hâlinde Diyadin ve Çaldıran gibi çevre ilçelerle birlikte bölgesel bir yönetim ve kalkınma merkezi oluşacağı da açıktır.

Elbette başka ilçelerin de il olma hedefleri olabilir; buna saygı duyarız. Ancak bizim talebimiz duygusal değil; tarihî, hukuki, ekonomik ve stratejik temellere dayanmaktadır.

Artık mesele sadece yeni il kurmak değil; geçmişte yapılan bir idari tercihin sonuçlarını yeniden değerlendirmektir.

Doğubayazıt geçmişte olduğu gibi yeniden bir yönetim merkezi olmayı hak ediyor.

Zaman, bu tarihi talebi yeniden ciddiyetle ele alma zamanıdır.

Çünkü Doğubayazıt il olursa yalnızca idari bir değişiklik yapılmış olmayacak; aynı zamanda tarihin bıraktığı bir eksiklik de tamamlanmış olacaktır

Yorum Ekle