Hasta tutsaklar için basın açıklaması
Ağrı İHD şubesi öncülüğünde hasta tutsaklar için basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasına yüzlerce yurttaşın yanı sıra Ağrı belediye eş başkanları Sırrı Sakık ve Mukaddes Kubilay, Ağrı belediye eş başkan yardımcıları Ömer Polat ve Halef Keklik, Ağrı barosu, KESK, DİSK, HDP, DBP, AKYAD katıldı. Belediye iş merkezi önünde toplanan yurttaşlar cumhuriyet caddesinde bulunan Rojava ve Şengal için yardım çadırına kadar yürüyüş yaptı. Yürüyüşte " Hasta tutsaklara özgürlük" pankartını taşıyan yurttaşlar sık sık " Hasta tutsaklar irademizdir" sloganlarını attı.
18 Eylül, 2014 03:05
•Güncelleme: 18 Eylül, 2014 03:05
Ağrı İHD şubesi öncülüğünde hasta tutsaklar için basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasına yüzlerce yurttaşın yanı sıra Ağrı belediye eş başkanları Sırrı Sakık ve Mukaddes Kubilay, Ağrı belediye eş başkan yardımcıları Ömer Polat ve Halef Keklik, Ağrı barosu, KESK, DİSK, HDP, DBP, AKYAD katıldı. Belediye iş merkezi önünde toplanan yurttaşlar cumhuriyet caddesinde bulunan Rojava ve Şengal için yardım çadırına kadar yürüyüş yaptı. Yürüyüşte " Hasta tutsaklara özgürlük" pankartını taşıyan yurttaşlar sık sık " Hasta tutsaklar irademizdir" sloganlarını attı.
Cumhuriyet caddesinde bulunan Rojava ve Şengal için yardım çadırı önünde kitle adına açıklama yapan İDH Ağrı şubesi yöneticisi Olcay Öztür, Tecridin ağır koşullarında, insanlığın adeta öldürüldüğü yerlerde, yaşamaya mahkum edilen insanlar: ağrılarıyla, yaralarıyla, çaresizlikleri ile baş başa olduğunu vurguladı. Öztürk, " Devlet, hapishanelerde mahkumlardan intikam alıyor. Bizim de dışarıda insanlığımız sınanıyor. İnsan onurunun hiçe sayıldığı devlet otoritesi karşısında, mahkumların en insani hakları askıya alınıyor. Hasta mahpuslar tedavisi yapılmayarak, ölüme mahkum ediliyor. İnsanlığın sıfır noktasına çekildiği, iktidarların ve egemenlerin en kontrol edilemez davrandıkları yerler, kuşkusuz bu kapalı kapılar ardında beter bir dünya olan hapishanelerdir" dedi.
Hasta tutsakların durumların ağır olduğunu belirten Öztür, " İHD Genel merkez cezaevi komisyonumuzun verilerine göre Türkiye cezaevlerinde 235'i ağır olmak üzere toplam 652 hasta mahpus bulunmaktadır. Ağır hasta mahpusların içerisinde, ölümcül hastalıklarla hapishane koşullarında mücadele edenlerin yanı sıra, şizofreni hastalığı gibi, sıradan algı sınırları dışında bir hayat süren de var gözleri görmediğinden kendi karanlığına terk edilmiş olan da var. Tüm bu mahpusların dışarıda tedavi görebilmesi ve maalesef artık tedaviyle normal hayatına dönemeyecek mahpusların ise, hayatlarının kalan kısımlarını sevdikleriyle geçirebilmesi için artık susmamak, haykırmak tüm aidiyetlerimizden öte insani görevimizdir" ifadelerini kullandı.
Öztür, İHD Ağrı Temsilciliğine yapılan başvuru üzerine Erzurum H Tipi Cezaevin de yatmakta olan hasta mahpuslar Hanifi Demir, Nuri Kartal, Fikret Güzelaydın ve Erinç Görgü ile yaptıkları görüşmede, bu mahpusların da tedavilerinin yapılmadığı, hastaların adeta ölüme terk edildiği görüldüğünü söyledi. Öztür, " yapılan görüşme ve tespitler sonucu Erzurum H Tipi Kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hasta mahpusların durumları şöyledir; Hanifi Demir; 52 yaşında ve 15 yıldır cezaevinde; Daha önce açık kalp ameliyatı geçirmiş. Kroner kalp ve damar hastalığı, kalp kapakçığı yetmezliği yüksek tansiyon, şeker, böbrek, eritmenli gastrit, ülser, mide fıtığı, bel ve boyun fıtığı, prostat ve teşhisi bırakılamayan aşırı üşüme ve terleme, kalp hastalıklarına bağlı olarak solda sürekli uyuşma görülmektedir. Acilen tam teşekküllü bir hastanede ameliyat ve tedavilerinin yapılması gerekmektedir. Hanifi Demir'in tüm bu sağlık sorunlarına rağmen cezasını cezaevinde çekmesinde sakınca yoktur raporu verilmekte, zamanında verilmeyen ilaçlarla adeta ölüme mahkûm edilmeye çalışılmaktadır. Nuri Kartal:Kalp ve damar hastalıkları, mide ve bağırsak hastalıklar mevcut olup, Anjio olmuştur. Sağlıksız koşullarda arkadaşlarının yardımı ile yaşamaya çalışmaktadır. Fikret Güzelaydın: Beyin tümörü, karaciğer ve akciğer de tümör, ayak damarlarında tıkanma, mide ve bağırsak hastalıkları, boyun fıtığı, kalp hastalıkları.. Felç ve körlük riski ile karşı karşıya! Adli tıp kurumu ise cezasını cezaevinde çekmesinde sakınca görmemektedir. Erinç Görgü Teşhisi edilmeyen beyin hastalığı, bağırsak, mide, böbrek hastalığı.4 haftadır boğazından kan gelmesine rağmen, hastaneye sevk edilmemektedir" dedi.
Daha sonra konuşan Ağrı belediye eş başkanı Sırrı Sakık, " Bende hepinizi sevgi ile selamlıyorum buraya katılan arkadaşların hepsini saygı ile selamlıyorum. Biz bu değiliz. Biz insanlık için buralardan binleri toplamıyorsak insanlığımızı sorgulamalıyız. Bu içer de olan hasta tutsaklar bizim kardeşlerimizdir. Bu hasta tutsakların bir çoğu bu ülkeden özgürlükler hayata geçirilsin diye, bu ülkede barış sağlansın diye , bu ülkede kan dursun diye, demokratik siyaset hayat bulsun diye bedenlerini cezaevlerinde ölüme yatırdılar. Eğer o insanlar hasta ise ölüm ile pençeliyorlasa bunun katilleri devlettir. Bu ülkede barış ve kardeşlik hayat bulmuş olsaydı bu kardeşlerimizin hiç biri bu gün cezaevin de olmayacaktı. Hanifi Demir ne yapmıştır? Benim gibi bu topraklarda Ağrı da siyaset yapmıştır. Siyasetin bedeli cezaevin de olmak değil. Bu ülkede barış istemek ve bedelini cazaevinde ölüme yatırmak değildir. Eğer sırtı kalınlar Balyozdan Ergenekona kadar nasıl özgürleşip halkın arasına giriyorlarsa parlemonto derhal toplanıp bu mağdurlar içinde yasa çıkartması gerekir. Eğer bir barış sürecinden bahsediliyorsa ilk önce bu hasta tutsaklar özgür olmalıdır. Sizin gücünüz sırtı kalın Ergenekon ve Balyozlara gitmediği için onlara yasa çıkarttınız. Burada insanlarımız sesini çıkartmalılar. Her gün buralarda ocağız. Sizin züllümleriniz devam ettiği sürece kardeşlerimizin yanında olacağız. Bizi cezaevlerine atarak, bizden intikam almaya çalışarak barışı sağlayamazsınız. Onun için nefreti ve kini yüreklerinizde büyütmeyeceksin. Bu halkın taleplerine cevap vereceksiniz. Gelin derhal yasa çıkarın bu halkın ve sivil toplum örgütlerin isteklerine cevap verin. Bu talepler bu ülkede ben insanım diyen her kesin talebidir" dedi.






