Sabah altıda uyandın. Tuvalete gittin, elini yüzünü yıkadın, giyindin, trafiğe kalmamak için oyalanmadan çıktın. Kırk beş dakika! Dur kalk, küfür lanet işe vardın. Gerginliğin, bunun bir de akşam dönüşü olduğunu bilmenden. Çalıştığın yere yakın yerde oturman tatlı bir hayal. Şehre sadece kırk beş kilometre mesafedeki evinin taksitleri daha on yıl sırtında. Bedenin isyan ediyor. Bu hep böyle mi devam edecek?
Yürümek hiç bu kadar lüks olmamıştı
Kent çeperlerine kondurulan siteler ile kent merkezleri, raylı sistem ağları ile değil de katlı kavşaklı otoyollarla birbirine bağlandığı sürece evet! 40 bin kişiyi bir saatte bir köprüden karşıya raylı sistem ile geçirebilmek için iki, otobüs ile geçirebilmek için dört, otomobillerle geçirebilmek için ise on iki şeride gereksinimimiz var. Bu, trafik sıkışıklığını neden yaşadığımızı da çok net bir biçimde ortaya koyuyor. 1
Düşünüyorsun: Raylı sistem var ama insanlar hâlâ otomobil kullanmayı tercih ediyor. Neden? Bir de şunu sor kendine: Yaşadığın kentin nüfusu artarken demir ağlar hangi oranda arttı? Ankara'da son on beş yılda yeni bir metro hattı açılmadı. 1990'ların ikinci yarısında açılan metro sistemlerinde yolcu sayısı hiçbir şekilde beklenen düzeyde değil, hatta azalıyor. Çünkü bir yanda da on beş yıl içinde yüzün üzerinde katlı kavşak yapıldı, yollar genişletildi, sürekli araç kapasitesi ve araç akımının iyileştirilmesine çalışıldı. Otomobille gittiğiniz güzergâhta sürekli iyileştirmeler yapılması, kent merkezine otomobilinizle gelmeye davet edildiğiniz anlamına gelir. Otomobilinizi bırakıp toplu taşımaya geçmenizi cazip kılacak hiçbir neden yok. Tutarlı politikaların bütün olarak ele alınması gerektiğini vurguluyorum. 2
Otoban kenarında piknik yapanlara artık gülmüyorsun, fırsatını bulsan yanlarına çökeceksin. Ota basmaya, toprağa oturmaya o derece ihtiyacın var. Niye gideremiyorsun bu ihtiyacını? Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, kentlerde yaşayan insan başına minimum 9 m2, tercihen 15 m2 yeşil alan gerekiyor. İstanbul kendini hep Londra, New York, Paris'le karşılaştırmayı seviyor, biz de öyle yapalım. Bunlar 2011 verileri: Kişi başına New York'ta 23, Londra'da 22, Paris'te 11,5 m2 yeşil alan düşüyor. İstanbul şehir merkezinde ise 1 m2. 3
Yürümek hiç bu kadar lüks olmamıştı. Keşke sen de işe yürüyerek gidip gelen İstanbul'daki yüzde 50 arasında olsan. Oran seni şaşırttı mı? Bakkaldan alışveriş yapan, evinde çamaşır makinesi olmayan, görünmeyen kalabalık onlar daha ziyade. Ama hangi koşullarda yürüyorlar? En son ne zaman yürüdüğünü hatırlamaya çalışırsan belki onları anlayabilirsin. Tarihi yarımadadaki yaya rakamlarına karşılaştırmak amacıyla bakalım. New York'un merkezinde bir caddeden hafta içi 45, cumartesi günleri 53 bin kişi geçiyor. Londra'da Regent Street hafta içi 55, hafta sonu 60 bin kişiyi ağırlıyor. Eminönü'ndeki Ragıp Gümüşpala Altgeçidi'nden ise hafta içi 65, hafta sonu 105 bin kişi geçiyor! Bir metrelik alandan bir dakikada on üç kişinin geçmesini 'aşırı kalabalık' olarak değerlendiriyoruz. 4
Hayat bu, insanın başına her an her şey gelebilir. Bir kaza geçirsen ve yaşamına bir engelli olarak devam etmek durumunda kalsan ne olur? Dışarı çıkmak gelse içinden, ne yaparsın? Engelli bir kişi, tek başına evinden çıktığında, bağımsız ve güvenli bir şekilde istediği toplu taşıma aracını kullanarak seyahat edebilmeli. Detaylara da dikkat edilmesi, erişim ve kullanımı kolaylaştırıyor. Araç içinde, taşıt içinde dikkat edilmesi gereken hususlar, engelli vatandaşlarımız için ayrılması gereken boşluklar ya da otobüs içinde tutunacakları tutamakların yerleri, yükseklikleri, hatta bunların renkleri bile çok önemli. Bu tutamaklar denge sağlamaya yardımcı oluyor. Taşıt içinde zıt renklendirme, az gören kişilere yardımcı oluyor. 5
Otomobil havayı 125 kat daha fazla kirletiyor
Yediğine içtiğine dikkat ediyorsun. Sütü Şile'den, yamuk domatesleri Aydın'dan, unu Silivri'den getirtiyorsun. Ekmeği ekşi maya ile evde mayalıyorsun. Peki ya soluduğun hava? Onu ithal edemezsin. Kontak anahtarını çevirirken hatırla: Otomobil, aslında taşınan yolcu başına en fazla enerji tüketen ve en fazla emisyon yaratan taşıt. Kilometrede taşınan yolcu başına, toplu taşımaya göre ortalama beş kat fazla enerji tükettiğini biliyoruz. Ve otobüse göre 125 kat daha fazla hava kirliliği yaratmakta. 6
Bisiklet sandığın gibi bir nostalji malzemesi değil aslında. Antalya'da, Yalova'da belediyelerin planlamalarıyla bisiklet ulaşımda kullanılan bir taşıt. Tahmin edemeyeceğin kişiler de bunun farklında. Hadise şu: Bisikletçiler giderken yolun bir yerinde bir taksici arkadaki bisikletlileri taciz ediyor. Ön taraftakiler bunu duyuyor, arkadaşlarını korumak için geriye dönerlerken kenarda çiçek satan, ister Roman deyin ister Çingene, bir kız arkalarından bağırıyor: 'Yürüyün Seferoğulları, Yeşil Vadi bizimdir!' Bence Türk bisiklet hareketinin mottosu 'Yürüyün Seferoğulları, Yeşil Vadi bizimdir!' Tosun Paşa filminden gelen o şahane replik. 7
Alıntılar Kentlerde Yeşil Ulaşım kitabından. Mart ayındaki yerel seçimlerde oy kullanmadan önce, içindeki istatistiklere de bakmanızda büyük fayda var. Heinrich Böll Stiftung Derneği'nin evvelce düzenlediği Yeşil Ekonomi konferanslarının üçüncüsünü izleyemeyenlere okuma fırsatını sunan ve proje sorumluluğunu Dr. Ulrike Dufner ve Özgür Gürbüz'ün üstlendiği kitap, dernekten ücretsiz temin edilebilir.
Ayrıntılı bilgi için: www.tr.boell.org/web/101-1903.html
1-2 Yrd. Doç Dr. Ela Babalık Sutcliffe, 3-4Sibel Bulay, 5 Yrd. Doç. Dr. Nilgün Camkesen, 6 Yrd. Doç Dr. Ela Babalık Sutcliffe, 7Aydan Çelik.