SON DAKİKA

Sırrı Sakık: Dayatılmış talihsizliği hep birlikte yeneceğiz

Ağrı'nın ciddi altyapı ve üstyapı sorunlarının farkında olan Sırrı Sakık, “Bunları hep birlikte çözeceğiz. Geri bırakılmış, yoksulluğun dorukta olduğu bir kent. Bu dayatılmış talihsizliği hep birlikte yeneceğiz” dedi. 19 Şubat, 2014 09:21 Güncelleme: 19 Şubat, 2014 09:21 Sırrı Sakık: Dayatılmış talihsizliği hep birlikte yeneceğiz

Barış ve Demokrasi Partisi de 30 Mart'ta yapılacak yerel seçimlerde Ağrı'ya özel önem atfediyor. BDP, Ağrı Belediyesi Eşbaşkanlığı için Muş Milletvekili Sırrı Sakık ve Doğubeyazıt Belediyesi Eski Başkanı Mukaddes Kubilay'ı aday gösterdi. Bu güçlü aday profili de partinin Ağrı'ya verdiği önemin sağlaması. Kürtlerin merak ve ilgiyle takip ettiği Ağrı'daki seçim süreci hakkında Eşbaşkan Adayı Sırrı Sakık Yeni Özgür Politika gazetesine konuştu.

Ağrı hangi açılardan önemli ve BDP neden sizi aday gösterdi?

Ağrı, en yoksul illerimizden biri. Kürt Özgürlük Hareketi'nde, Kürtlerin hayatında önemli yeri olan bir ilimiz ama bugün itibariyle baktığımızda hak ettiği noktada değil. Ağrı'daki hemen hemen her evde, her ailede bedel ödeyen vardır. Cumhuriyetin kuruluşu öncesinde ve sonrasında da bedel ödeyen bir kent ama buna denk bir siyasal kurumlaşma sağlanamamış. Kent düzeyinde somut karşılık henüz inşa edilememiş. Onun için Ağrı'ya gidiyoruz. Bu bedeli daha çok ete kemiğe büründürmek, ödenen bedellerin hayatta bir karşılığının olduğunu göstermek için gidiyoruz. Bunu da başaracağımıza inanıyorum.

Bu sadece Ağrı halkının eksikliği mi?

Hayır, burada özeleştiri yapıyoruz. Bu sadece Ağrı halkının eksikliği değil,  bizim de bu konuda eksikliklerimiz var. Örgütlü bir yapıyı oluşturamamışsak bizim de kendimize sorular sormamız gerektiğine inanıyorum. Çünkü geçmişte Ağrı kenti, demokratik zeminde bize belediye başkanlığı verdi; hareketimize teveccüh gösterdi. Sonradan bir eksiklik varsa, bizim ve partinin de eksikliği diye düşünüyorum. İşte bunları telafi etmek için gidiyoruz.

En yoksul bırakılan kentlerden biri dediğinize göre ciddi sorunlar var…


Ağrı'nın ciddi sorunları var. Hem altyapı hem de üstyapı sorunları var. Bunları hep birlikte çözeceğiz. Geri bırakılmış, yoksulluğun dorukta olduğu bir kent. Doğa koşullarıyla ve devletin zulmüyle mücadele eden halkımız var. Bu dayatılmış talihsizliği hep birlikte yeneceğiz.

Ağrı halkına nasıl bir çıkış yolu sunuyorsunuz?

Ağrı'ya ilk gidişimde “Size yalan söylemeyeceğiz; yapabileceklerimizi söyleyeceğiz. Bunları da sizlerle birlikte hayata geçireceğiz” dedim. Özellikle şu taahhütte bulunuyorum: Biz Ağrı'yı sadece Ağrı Belediye Başkanı olarak ya da Belediye Meclisi üyeleri olarak değil; Ağrı'da 110 bin insan varsa, bu 110 bin insanla, mahalleden başlayarak hep birlikte yöneteceğiz. Şeffaf olacağız. Ağrı'nın temel problemlerini tespit edeceğiz, ona göre hareket edeceğiz.

Ağrı'da belediyenin görev ve sorumlulukları kapsamındaki ne kadar sorun varsa, hepsi yerli yerinde duruyor. Kanalizasyon, su, yol, yeşil alan, imar; aklınıza belediyeyle ilgili ne geliyorsa, hiçbiri hayat bulmamış. Üstelik dünya kadar borcu olan bir belediye. İşte biz bütün bunları yenmenin, normalleştirmenin ve hakettiği standarda ulaştırmanın arayışında olacağız; proje gelişterip kaynak bulacağız. Ben Ağrı'nın hakkını, hukukunu merkezi hükümete karşı savunacağım. Bütün Ağrı ile birlikte yeneceğiz. Ben sadece bunu kolaylaştırmanın hizmetkarı olacağım. Elbette Ağrı'nın tarihsel mirasına, kültür dokusuna ve halk gerçeğine uygun sosyal ve kültürel kurumlaşmalara gideceğiz. Kent, gerçek kimliğini sahiplenecek, belirginleştirecek ve kamusal alana taşımanın onurunu yaşayacak. BDP'nin öz yönetim ve özgür topluma dayalı kent modeli açısında mevcut açığı kapatmakla yetinmeyecek olan Ağrı, kısa sürede örnek olmayı başarabilecek  olan potansiyelini hayatın ve kentin her alanına taşıyacak.

Ağrı Belediyesi'nin hiçbir soruna çare olmadığını söylediniz ama AKP yine de aynı adayla halkın karşısına çıkıyor. Sizce neden?

Ben yoksul bir ilin milletvekiliyim ve yoksul bir ile de belediye eşbaşkan adayı olarak gidiyorum. Ağrı ve Muş yoksullukta birbirleriyle yarışırlar. En son sırada Muş yer alır; ardından Ağrı gelir. Öyle yoksul iki il...

AKP dönemine bakalım. Ağrı, 2002 seçimlerinde AKP'ye 5 milletvekili bir belediye başkanlığı vermiş. 2009 seçimlerinde yine aynı. Yani bütün vekillikleri ve belediye başkanlığını vermiş. Buna rağmen baktığınızda, koca bir hiçle karşılaşırsınız. Bu Kürdistan'da aynı durumdaki diğer illerde de geçerlidir. Hükümetlerin, kentlerin kendine yeterliliğini öngören projeleri olmadı. Kürt sorunu çözülmeden, Kürtler kendileri söz ve karar sahibi olmadan yeni bir hizmetin gelmesi mümkün değildir. Dönün bakın Muş'ta da öyledir. Muş'ta da 10 yıldır belediye AKP'de; ama emin olun belediyecilik konusunda en geri örneklerden biridir.

BDP'nin Yerel Seçim Beyannamesi'nin önemli bir vurgusu da Demokratik Özerkliğin inşasıydı. Ağrı'nın yoksulluğuna da deva olacak bir programa dönüşebilir mi bu?

Öncelikle şunu söyleyeyim: Ankara aslında egemen gücünü paylaşmak istemiyor ve bütün sıkıntı da orada. Yereller söz ve karar sahibi değil. Bizim yerinden belediyecilik anlayışımız ve Demokratik Özerklik projemiz de budur. Biz sadece seçilmiş belediye meclis üyeleri veya eşbaşkanlarla süreci götürmeyeceğiz. Halkımız sürece birebir müdahil olacak. Yukarıda da söz ettiğim gibi Ağrı'nın kent yapısını da demografisini de biliyoruz. Demokratik Özerklik, biçilmiş kaftandır.

Türkiye'de sistem tıkandı; yaşanan birçok sorunun da sebebi bu. Hangi iktidar gelirse gelsin, eğer Kürt sorununu çözmezse, bu hantal yapıyı dağıtmazsa şiddet aygıtları olmadan yönetemez. Buna rağmen yönetirse de yolsuzluk ve hukuksuzlukla iç içe olacak. Biz diyoruz ki; şiddet araçlarını bırakın, merkezin yetkilerini paylaşın, yolsuzluk ve hukuksuzluğa tevessül etmeyin. Demokratik Özerklik, Türkiye için de bir çıkış yoludur. Yerelden yönettiğiniz sürece halk müdahil olacak; şeffaflıkla gelen bir kuruşun nasıl kullanıldığını kontrol edecek.

Hemen yanı başımızda somut bir durum yaşanıyor. Kürtler, Batı Kürdistan'da (Rojava) hem rejime hem de çetelere karşı çıkarak, üçüncü bir yolu önerdiler ve pratikleştirdiler. Türk Hükümeti, çeteleri destekledi; CHP gibi karşıtları da rejimi. Biz, oradaki Kürtlerin iradesine ve modeline sahip çıktık. Şimdi Rojava'da bütün Ortadoğu'da model olacak bir sistemin nasıl hayat bulduğunu görüyoruz. Rojava'daki devrimi ve o modeli şunun için söylüyorum: Hayat, Türk iktidarına da muhalefetine de bu modelin daha demokratik, daha kansız, sorunların çözümünde daha etkili bir model olabileceğini gösterdi. Türkiye'de mevcut siyasal partiler ve sistem, sürekli geçmişin tekrarını dayatırken biz farklı bir model, bir çıkış yolu öneriyoruz. Modelimizi belediyelerde de geliştirerek, bunun olabilirliğini anlatıyoruz. İşte Ağrı, coğrafi konumu, tarihsel miras ve birikimi ile güncel dağılımı itibariyle bu modelin simgelerinden biri olmaya aday.

Ağrı'nın demografik yapısı, farklılıklarını vurguluyorsunuz, bu konuda yaklaşımınızı biraz da somutlaştırabilir misiniz?

30 yıllık bir mücadeleden geliyorum. Sadece Kürt kimliği için siyaset yapmadık; bütün halkların yanında olmaya çalıştık. Bu ülkede kim ayrımcılığa uğruyorsa, kim yok sayılıyorsa, onların yanı başında olduk. Zaten 2007 seçimleri ve 2011 seçimlerindeki sonuçlar, bunun bir göstergesidir. Bütün halkların kendisini özgürce ifade ettiği bir partide siyaset yapıyoruz. İçimizde farklı halklar, dinler, gruplar yer alıyor. 2007 ve 2011 seçimlerinde de bunu ortaya koyduk. Hatta bizim projemiz, 1995'te başlayan, parti olarak seçime katıldığımızda da demokrasi güçleriyle buluşan bir projeydi. Bugün de bu proje bir partiyle buluştu. Şu anda Kürdistan'da BDP olarak seçimlere katılıyoruz; Batı'da ise HDP'yle giriyoruz. İşte biz hayata böyle zengin ve özgüvenle bakıyoruz.

Ağrı'da da farklı halkların ve inançların güvencesi olacağız. Bu halkların bu partide hayat bulması için gereken ne varsa yapacağız. Onlara da bir çağrımız oldu. Hem sivil toplum örgütlerine hem farklı halklardan arkadaşlarımıza da bizimle birlikte süreci omuzlamaları gerektiğini söylüyoruz. Kendimiz için ne istiyorsak onlar için de aynı şeyi istiyoruz. Herkesi bu sürece destek sunmaya ve bizimle dayanışma içinde olmaya çağırıyoruz.

Kısa süre önce başladınız çalışmaya halkın ilgisi nasıl?

Ağrı'da BDP'nin çekim merkezi olduğu bir iklim oluşmaya başladı. Sürecin kendisi ve bizim yapacağımız çalışmalar bunu daha fazla bilince çıkaracak; gittikçe de iradeye dönüşecek.

Avrupa'daki Ağrılılar neler yapabilir, çağrınız nedir?

Gittiğim her yerde görüyorum ki, Ağrılıların diasporada ciddi bir örgütlenmesi var. Bunu hem Fransa'da hem de Almanya'da gördüm. Her yerde Ağrılıların bir dayanışması var. Bu dayanışmanın Kürdistan'a yansıması gerekir. Buradaki birlik ruhu Ağrı'da da somutlaşmalı. Herkesin yapabilecekleri var. Gelip bizzat çalışmaktan oradaki akrabalarını motive etmeye kadar.

Avrupa'daki bütün Türkiye ve Kürdistanlılar pasif birer seyirci değil, aktif birer sorumlu olamılar. Ben de bunun için Avrupa'daki halkımızın bütün çağrılarına icabet ediyorum, buluşuyorum, sorunları ve çözümleri paylaşıyorum.
Halkımız şunu iyi gördü. 90 yıldır birçok iktidar geldi, geçti; her biri farklı biçimde Kürdistan halkını yönetmeye çalıştı; ama hiçbiri çare olmadı. Şimdi çare biziz, kendimiziz. Mücadele araçlarımız geçmişte belki yoktu ama artık var. Kürdistan BDP, Türkiye'de ise demokrasi güçlerinin oluşturduğu HDP var. Geçmişte alternatif yok diyenlerin gelebileceği tek adres de budur.

 

Yorum Ekle