SON DAKİKA

Şîlanlardan Arînlere kadın direnişi

Şîlanlardan Arînlere kadın direnişi 25 Kasım, 2014 06:20 Güncelleme: 25 Kasım, 2014 06:20 Şîlanlardan Arînlere kadın direnişi

1971 yılında Kobanê'de doğan ve 29 Kasım 2004'de, yani 33 yaşındayken Musul'da 4 arkadaşıyla birlikte suikastle öldürülen Şîlan Kobanê (Meysa Bakî), ardında bıraktığı yazılarında “Kobanêli bir kız da özgürleşebilir. Ben bunu göstermek, bu kararlılık ile yürümek istiyorum” diye belirtmiş. Şîlan'ın yaşamı Kobanêli kızların da özgürleşeceğini gösterdiği gibi onun yürüdüğü yollarda izler bıraktığını, o izlerin peşinden giden genç kızların da özgürleşme eylemlerini büyüttüklerini ve son direnişle birlikte özgürlük mücadelesi kararlılığının zirveye çıktığını gün gün yaşayarak öğreniyor, görüyor, duyuyoruz. Rojava Devrimi, özellikle de son Kobanê direnişi, Kobanêli kızların nasıl özgürleşeceğini göstermenin bir aracı olmaktan çıkmış ve özgürlük eyleminin toplu olarak gerçekleştirilmesi olmuştur.

Şîlan arkadaşın özgürlük mücadelesine katılımını en çok etkileyen kişi Dîcle arkadaştır. Dîcle, Kobanê'den özgürlük mücadelesine katılan ilk kadın devrimcidir. Kendi aşiretinin ve ailesinin artan baskılarına ve zorla evlendirme çabalarına karşı düğün gecesi kaçmış ve Özgürlük Mücadelesi saflarına katılmıştır. Dîcle, Kobanêli kadınlar için uyanıştır. Çünkü bir ilktir. Tüm özgürlük girişimlerinde hatırlanan ve sistem baskılarını kabul etmemenin sembolü olan bir kadın direnişçidir. Şîlan, Dîcle arkadaşın yaşamından, onun geleneğe boyun eğmeyişinden, direngenliğinden etkilenir.

Tabii o günden bugüne çok şey değişti, büyük mücadeleler yürütüldü, büyük bedeller verildi. Kobanêli bir ana “Me qelenê Kobanê daye xwînê!” derken, Kobanê'nin de Kobanêli kadınların da hiçbir şey karşılığında Kobanê'yi bırakmayacakları kararlılığını herkese haykırmaktadır. Dîcle şahsında reddedilen geleneksel toplum özellikleri gitmiştir. O zamanlarda geleneği dayatan analar, bugün “Me qelenê Kobanê daye xwînê!” diyerek geleneksel toplum özelliklerinde büyük bir çatlak oluştuğunu göstermiştir.

Bunu bir devrim olarak değerlendirmek gerekir. Bu devrimin temel direği Şîlan'dır. Her iki gelenek arasında kalarak kendini gerçekleştirmeyi başarmış, tüm zamanlarda direnen Kobanêli kadın duruşunu sergileyerek aynı zamanda bu duruşu yeni özgür kadın duruşuna dönüştürmeyi başarmıştır.

Şîlan, bir gerilla komutanı, Kadın Özgürlük Mücadelesinin direngen bir öncüsü ve aynı zamanda bir edebiyatçıdır. “Kobanêli bir kız da özgürleşir, ben bunu göstermek, bu kararlılık ile yürümek istiyorum” haykırışı, bugün tüm Kobanêli genç kızların yüreğinde yankılanmaktadır. Kobanê direnişinin sembolü kadınlar oldu. Çünkü YPG-YPJ direnişi, en son Arîn Mîrkan şahsında zirveleşmiştir. Direnişe katılan tüm genç kızlar kadar direnişe dair öz savunma, alp yapı, lojistik vs. her çalışmayı büyük bir dirayetle yürüten Kobanêli analar, her gün ekranlardan bizlere Kobanêli kadınların da özgürleşeceğini haykırmaktadır.

1988 yılında Özgürlük Mücadelesine katılan Şîlan, 17 yıl boyunca kesintisiz bir özgürlük mücadelesi yürütmüş, her anına binlerce ana denk yaşamları sığdırmış, tüm mücadele dönemlerinde fedai ruhla direnişi esas almıştır. Savaşta ve yaşamda direnişin vazgeçilmezliğini yaşamıyla göstermiştir. Yine kadının kurtuluşunun sadece ve sadece cins devrimiyle, sosyal ve kültürel devrimle gerçekleştirileceğini, bunun özellikle Kobanê için bu temelde olması gerektiğini savunmuştur. Gerilla direnişinde en aktif sahalarda yer almış ve kadın ordulaşması sürecinde verdiği emeklerle kadının öz savunma anlayışının oluşmasında ve yaşamlaşmasında öncülük etmiş ve bir tarihi, kendi eylemleriyle yaratmıştır.
Şîlan arkadaşın yarattığı ruh, Arîn Mîrkan ile fedailik düzeyine ulaşmıştır. Bu eylem teslim olmama ve özgür yaşama kararlılığının eylemidir. Bugün YPJ saflarında kadının öz savunma anlayışının derinleşmesi ve giderek evrenselleşmesi

Dîcle ve Şîlan arkadaşların kattığı özgürlük ve direniş mayasından kaynağını almaktadır. Bu direnişi kapitalist modernite kabullenmek zorunda kalmıştır. Bunun karşısında da karşı hamle olarak YPJ direnişini magazinleştirmeye çalışmakta,  özünden uzaklaştırmaktadır. Bu konuyu bir sonraki yazıya bırakalım.

 

Yorum Ekle