SON DAKİKA

Roboski'ye sabah baskını: 90'lara mı döndük?

Sabaha karşı evleri basan jandarma, aralarında katliamdan yaralı kurtulan Servet Encü'nün de bulunduğu yedi kişiyi gözaltına alıp götürdü. 20 Ocak, 2014 06:24 Güncelleme: 20 Ocak, 2014 06:24 Roboski'ye sabah baskını: 90'lara mı döndük?

Türkiye - Irak sınırına tel örgü çekilmesini protesto eden Roboskili (Uludere) köylülere sabah baskını yapıldı.

Gülyazı ve Ortasu köylerini çeviren jandarma, saat 04.00'te evlere girerek arama yaptı. İddiaya göre, Roboski'de hayatını kaybeden 34 köylünün olduğu resimleri kıran jandarmalar, aralarında katliamdan kurtulan Servet Encü'nün de olduğu yedi köylüyü gözaltına aldı. 90'ları andıran baskın, büyük tepki topladı.

Geçen çarşamba günü Türkiye-Irak sınır hattına tel örgü çekilmesini protesto için yapılan gösteride bazı askeri araçlar ile silahların tahrip edildiği ve bir kişinin ağır yaralandığı olay nedeniyle dün sabah Uludere'ye bağlı Gülyazı ve Ortasu köyleri jandarma tarafından basıldı. Gülyazı Taktik Alay Komutanlığı'na bağlı çok sayıda asker, sabah saat 04.00'te iki köye operasyon düzenleyerek, çok sayıda evi aradı. Dört saat süren arama işlemi sonunda Kerem Enç, Yılmaz Enç, Hikmet Alma, Cehver Üren, Celal Encü, Faruk Encü ve katliamdan sağ kurtulan Servet Encü gözaltına alınarak helikopterle Uludere'ye götürüldü. Uludere Jandarma Komutanlığı'na getirilen şüpheliler sorguya alındı.
Servet Encü'nün eşi Sevim Encü, sabah askerler kapıyı çalınca çocukların çok korktuğunu belirterek baskın anını şöyle anlattı:
“Askerler kapıyı çaldı. Çocuklarla uyuyorduk. Önce kapıyı açmak istemedim. Çocuklar korkunca kapıyı açmak zorunda kaldım. 'Daha ne istiyorsunuz, 34 kişiyi öldürdünüz' dedim. Arama yaptılar. Her tarafı aradılar, darmadağın ettiler. Evi ararken, 'Onlara 34 canımızı öldürdünüz, bizi rahat bırakmayacak mısınız?' dedim. İki öz kardeşim hayatını kaybetti. Eşim sürekli televizyona çıkıp konuştuğu için bize baskı kuruyorlar. Devletin bize bunu yapmaya ne hakkı var?”
'Babamı ve beni dövdüler'
Operasyonda babası Kerem ve kardeşi Yılmaz'ın gözaltına alındığını belirten Ahmet Enç de bombardımanda ölen 34 köylünün bulunduğu çerçeveli fotoğrafların askerlerce kırıldığını öne sürdü:
“Sabah erken saatlerde askerler kapıyı çaldı, arama yapacaklarını söyledi. Babam o ara dışardaydı. Dışarda babamı görüp gözaltına aldılar. Babamı ve beni dövdüler. Panik yaşandı. Çok büyük şiddet gördük. Üçümüzü gözaltına aldılar, son anda askeri arabanın içinden atlayarak çıktım. Evimizi darmadağın ettiler. Şehitlerimizin fotoğraflarını kırıp, ayakla bastılar.”
Ahmet Enç, askerler tarafından dövüldüğünü öne sürerken vücudunun çeşitli yerlerinde oluşan morlukları gösterdi.
Kerem Enç'in eşi Hanife de askerlerin sık sık ev aramaları nedeniyle psikolojilerinin bozulduğunu vurgulayarak şöyle dedi:
“Çocuklarımızın katillerini bulacaklarına eşimizi ve çocuklarımızı gözaltına alıyorlar. Sınıra gittik diye bize 3 bin liraceza kestiler. Bu baskıların durmasını istiyoruz. Hakkımızı arıyoruz, devletten bir şey istemiyoruz. Katilleri bulacaklarına, her gün evlerimize gelip kapılarımızı çalıyorlar. Çocuklarımızın psikolojisi bozuldu. Erdoğan bizden ne istiyor? Yeter artık, yeter. Evimin haline bakın. Şehitlerimizin fotoğraflarını yere atıp kırıyorlar, ayakla üzerine çıkıyorlar. Ne günahımız var? 34 çocuğumuz ölmüş, benim de psikolojim bozulmuş, her gün hastanelere gidiyorum. Doktorlar bana kanser teşhisi koydu, 'üzülme' dediler. Nasıl üzülmeyeyim? Biz bir şey istemiyoruz. Hakkımızı ve dilimizi istiyoruz.”


'Hem fiili hem hukuki cendere altındalar'

İSMAİL SAYMAZ

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi: Hem Roboskililer gibi mağdur bir topluluğa baskın, hem katliamdan kurtulmuş birini gözaltına almaları, inanılır gibi değil. Roboski katliamı konusunda devletin derinliklerinde farklı planların yapıldığını ortaya koyuyor. Roboskililerin hak arama mücadelesinden ne kadar rahatsızlık duyulduğunun göstergesidir. Daha önce de birkaç kez mezarları ve katledildikleri yeri ziyaret ettikleri için ağır para cezasına çarptırılmışlardı. Hem fiili hem hukuki bir cendereye alınmış durumdalar. Bugün yaşananla birlikte bunun fiili baskıya ve soruşturmaya dönüştüğü görülüyor.

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan:
Savcılık mı, Valilik mi, yoksa paralel iş mi? Açıklayın. Roboski'de topluca insan öldürmeyi zorunlu hata görenler, zorunlu aramadalar. Roboski'de adaletten kaçan ağır müebbetlik zihniyet, gerginlik kaşımakta. İçişleri Bakanlığı'nı aradık, adli bir karar izlenimi var. Roboski toplu araması adli karar ise HSYK sonrası, Adalet Bakanı bilgisi dahilinde mi, değil mi? Roboski halkı çocukları dokunulabilir, bakan çocukları dokunulmaz, bu nasıl zihniyet?”


CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu:
Takipsizlik kararından sonra bunu yapmış olmaları da, Roboskililerin verdiği rahatsızlığı en aza indirmek ve onlara gözdağı vermektir. Roboskili aileler toplumun ortak vicdanı haline geldi. Sabah baskını ve gözaltılar, hükümetin çözümden ne kadar uzak olduğunu ortaya koyuyor.


CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner: Bunun gözdağı olduğu tartışmasız. İddia edildiği gibi gösteri nedeniyle, bir araca hasar verilmesi nedeniyle baskın şeklinde arama yapıldıysa, bu kabul edilemez. Ahlaki bir sorun da var: 15-20 gün önce bir takipsizlik kararı verilmiş. Oradaki yurttaşların ruh hali ortadayken herhalde hassas olunması gerekirdi.

YARSAV Başkanı Murat Arslan: Çözüm sürecine rağmen baskın yapılıyor. Bu, Uludere'de suçlu olunduğunun da göstergesidir. Hukukla açıklanabilecek bir durum yok. Panikle hareket etme var. Çözüm sürecinin de ne kadar yapay ve gayrisamimi olduğunu gösteriyor.

Şırnak Barosu Başkanı Nuşirevan Elçi: Bu baskın Roboskili ailelerin hak aramadaki kararlılığını kırmak için yapılmıştır. Ailelere gözdağı vermeye yönelik bir çabadır. 34 kişi göz göre göre katledilmiş olmasına rağmen soruşturmada herhangi bir adım atılmadığı gibi, örtbas edilme gayretinde olunduğuna inanıyoruz. Hak aramaya karşı bu derece sert tepki gösterilmesi, yöre insanının adalet duygusunu rencide ediyor.

Yorum Ekle