KOBANÊ - Kobanê'de DAİŞ çetelerinin gerçekleştirdiği katliamda çoğunluğu kadın ve çocukların aralarında bulunduğu 201 kişi yaşamını yitirirken, yüzlerce kişi de yaralanmıştı. Kürt halkına dönük en büyük sivil katliamlardan biri olarak tarihe geçen bu katliamın yankıları sürüyor. Halkın kapısını çalarak, kimisinden su istedikten sonra yurttaşları katleden çeteler, bu şekilde Kobanê'yi boşaltmayı amaçladı. Ancak YPJ ve YPG savaşçılarının gösterdiği direnişle kent çetelerden temizlenirken, tarihi bir direnişe ev sahipliği yapan kent, katliamın etkisini uzun süre yaşayacak. Kobanê Kantonu Başkan Yardımcısı Xalid Berkel, katliamın ardından ilk değerlendirmesini DİHA'ya yaptı. DAİŞ çetelerinin sivil halka yönelik gerçekleştirdiği vahşeti lanetleyerek sözlerine başlayan Berkel, katliamda payı olan tüm kesimleri de sert bir şekilde kınadı.
'Katliam Girê Spî zaferini hazmedemeyenlerin planı'
Katliamın, Rojava'da oluşan demokratik modele tahamülsüzlük, Kobanê ile Girê Spî'nin zaferlerini hazmedemeyenlerin bir planı olduğuna işaret eden Berkel, "Girê Spî'nin alınmasıyla, Kobanê ile Cizîrê Kantonu arasında açılan koridor ile çılgına dönmüşlerdi. Kobanê'nin düşmemesi, halkın geri dönmesi ve hayatın normale dönmesi tüm planlarını alt üst etmişti. Özellikte Kobanê'de büyük bir hezimete uğrayan çetelere ardından da Girê Spî'de yaşatılan yenilgiyle her seferinde intikam nutukları atmaya başladılar. Fakat bu intikamları YPG/YPJ savaşçılarına yönelik değil, sivil halka yönelik oldu" dedi.
Sızmalardan biri Türkiye tarafından
Katliamın insanlığa karşı işlenen bir suç olduğunun altını çizen Berkel, "Üç ayrı koldan Kobanê'ye sızan çeteler, bir çok yerde bomba yüklü araçlar patlattı. Bu sızmalardan birisinin Türkiye tarafından geçtiği yönünde bilgiler var. Bunlar elimizdeki esir çetecilerin konuşmalarıyla tam olarak netleşecek. Kadın, çoluk çocuk demeden önlerine çıkan herkesi kıyımdan geçirdiler. Son dört yıldır Rojava topraklarında kirli saldırılar ve katliam girişimleri hep olmuştur. Biz bu saldırılar karşısında hep dik durarak, halkımızı, kendimizi ve toprağımızı savunduk" diye kaydetti.
'Türkiye hiçbir zaman DAİŞ'e karşı tavır takınmadı'
Rojava'ya dönük kirli politikaları devreye koyan ülkelerden birisinin de Türkiye olduğunu ifade eden Berkel, "Türkiye hiçbir zaman DAİŞ çetelerine karşı olduğunu söylemedi. Bunun yerine kendi halkını, vatanlarını çetelerden savunan YPG/YPJ güçlerimizi 'terör' olarak ilan ettiler" sözleriyle Türkiye'nin DAİŞ'e destek sunan politikalarını eleştirdi.
'PYD, DAİŞ'ten daha tehlikeli diyenler bu katliama sevindiler'
Berkel, Girê Spî'nin özgürleştirilmesinin ardından "PYD DAİŞ'ten daha tehlikelidir" söylemlerini kullananlara sert bir şekilde tepki göstererek, "Türkiye devleti acaba bu katliama sevinmiş midir? Yüzlerce çocuğun kafasının kesilmesinden memnun mudurlar?" diye sordu.
'Türkiye komşuluk görevini yerine getirmelidir'
Berkel, Türkiye'nin bu katliamdan payının olup olmadığını kanıtlaması gerektiğini söyleyerek, "Aksi taktirde çetecilerin lojistik ve destekçisi konumunda var olmaya devam edeceklerdir. Komşuluk ilişkisi bu değildir. Komşuluk ahlakına uygun değildir. Türk devletinden istediğimiz tek şey komşuluk görevlerini yerine getirmedir" ifadelerini kullandı.
'Erdoğan'ın savaş çığırtkanlığı Türkiye'ye de zarar getirir'
Berkel, son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Rojava'ya dönük söylemlerine de karşılık vererek, "Rojava'ya olan düşmanlığı ve bu düşmanlığıyla çetelere her türlü desteği sağlaması kabul edilebilir gibi değil. Erdoğan her söyleminde bizlere olan düşmanlığını ve hazımsızlığını açığa vurmaktadır. Erdoğan'ın savaş çığırtkanlığı yapması çok tehlikelidir. Bu dil hem Türkiye'ye hem de Rojava'ya zarar getirmekten başka bir şey getirmez. Türkiye'nin bir an önce Rojava'ya karşı tutumunu değiştirmesi gerekiyor" diye konuştu.