25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Dayanışma Günü yaklaşırken bir kez daha şiddetle kuşatılmış hayatlarımızı değiştirmeye, dönüştürmeye dair örgütlü mücadelemizi sürdürme iradesindeyiz.
Son dönemde IŞİD saldırıları, polise çıkartılan özel yetkiler, tırmandırılan savaş koşullarıyla daha da tehditkâr hale gelen militarizm ve milliyetçilik erkek-devlet şiddetini tırmandırıyor. Toplumda yaratılan militarist ve milliyetçi kültür gerek kamusal gerekse özel alanda kadına yönelik şiddetin artmasına yol açıyor.
Neredeyse tamamı münferit şiddet olguları gibi gösterilmeye çalışılsa, bütün kadına yönelik şiddet olayları bütünlüklü erkek egemen sistemin bir parçası. Açıkça söylemek gerek; Kadınlara karşı neredeyse savaş var. 2014 yılının ilk 10 ayında en az 207 kadın erkekler tarafından öldürüldü!
En son, 25 Kasım'a günler kala genç bir kadın arkadaşımız; Kader Ortakaya Kobanê sınırında devletin barış nöbetine açtığı ateş sonucunda hedef alınarak katledildi. Kader başka bir dünya umudunun yeşerdiği Kobanê'nin sesine ses olmaya, orada baharı karşılamaya gidiyordu.
25 Kasımda Dominik Cumhuriyeti'nde üç devrimci kızkardeş, Mirabel Kardeşler diktatörlüğün askerleri tarafından katledilmelerinin üzerinden 54 yıl geçti. Ben Kobanê'ye gidiyorum. Bu savaş sadece Kobanê'de yaşayan insanların değil, hepimizin savaşı. diyen Kader arkadaşım, yoldaşım bu 25 Kasım arifesinde T.C askerlerince hedef alınarak öldürüldü. Devlet yetkilileri hala bir açıklama yapmadı!
Sokaklarda, evlerinin kapalı tabu sayılan dünyalarında, fütursuzca erkekler tarafından katlediliyoruz, tecavüze uğruyoruz Şimdi de Rojava'da İŞID büyük bir katliam çabası içerisinde; tecavüz ediyor, boğaz kesiyor, öldürüyor!
AKP nasıl tecavüzcü, katil, işgalci IŞİD'i desteklediği gibi, Türkiye'de de tecavüzcü erkeleri, aklıyor, katilleri tahrik indirimleri ile salı veriyor
Tüm bunlar olurken şiddete karşı kendini savunma iradesinde olan kadınlar ise devlet tarafından katlediliyor, ömür boyu hapse mahkûm ediliyor.
Bizden susup, etrafımızı saran şiddet sarmalına karşı sesiz kalmamızı, yaşam alanlarımızın işgal edilmesine sessiz kalmamı bekleyenlere, Bugün Kobanê direnişi- YPJ'liler büyük bir ders veriyor. Kobanê direnişi bize direnişin meşruluğunu bir kez daha ispatlıyor ve tabii ki örgütlü bir gücün asla yenilmeyeceğinde! Kobanê'de bedenini ölüme yatıran Arin Mirkan'ların, komünist kimliği ile savaşa omuz vermeye hazırlanırken devlet güçlerince öldürülen Kader Ortakaya'ların yarattığı direniş ruhu bu günümüzü şekillendirmeli.
İşte bu yüzden Kobanê'de yaşam alanlarını işgal eden IŞİD'e karşı Kürt halkının, YPG/YPJ'nin direnişi meşrudur. Kendimizi savunmak, sorgusuz sualsizce ölümü beklememek meşrudur, tecavüze tacize karşı elimiz kolumuz her yerden bağlanıyorsa cevap vermek meşrudur. Öz-savunma ve meşru müdafaa gücümüzü kullanmak hakkımızdır. Direnmek haktır.
Onlar bir Kader'i aldı aramızdan ama şimdi binlerce Kader olacak bu topraklarda. Kader'ler, Arin'ler Onlar bize örgütlülüğün, direnişin gücünü gösterdiler. O kadınlar gülen gözleriyle hep yanımızda.
Şimdi bu gülen gözlere bir borcumuz var.