SON DAKİKA

Numan Kurtulmuş'tan HDP'li Bakanların istifasına ilişkin açıklama

Numan Kurtulmuş HDP'li bakanların istifasına ilişkin konuşarak, “Bu basın açıklamasında hükümetimiz, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Başbakanımız hakkında ortaya koymuş oldukları fikirlerin hiçbirini kabul etmek mümkün değildir” dedi. 23 Eylül, 2015 02:31 Güncelleme: 23 Eylül, 2015 02:31 Numan Kurtulmuş'tan HDP'li Bakanların istifasına ilişkin açıklama

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından, açıklamalarda bulundu.

Kurtulmuş'un açıklamalarından satır başları şöyle:

“Seçim hükümetinde AB Bakanı ve Kalkınma Bakanı olarak görev yapan iki değerli bakan arkadaşımız Müslüm Doğan ve Ali Haydar Konca, istifa etmişlerdir. Son derece medeni şekilde, hiçbir tartışmaya mahal bırakmaksızın istifalarını çok kısa şekilde gerekçelendirerek ifade ettiler.

Arkasından da Sayın Başbakanımız kendileriyle ilgili olarak söyledikleri konularda aynı görüşte olmadığını ve hükümetinizin görüşünü ifade eden bir açıklamayla bu görüşlere katılmadığını son derece medeni ve açık yüreklilikle ifade ettiler.

Sanki bir hükümet bozulmuş, bir hükümet dağılmış gibi bir algı içinde olmaya gerek yok. Sayın Başbakanımız en kısa süre içinde iki bağımsız bakanı bu arkadaşlarımızın yerine atayacak. Şu anda Sayın Cumhurbaşkanımıza bu görevlendirmelerle ilgili teklifini sunacak ve arkasından da görevlendirme yapılarak iki yeni bakan arkadaşımız görevlerine başlayacaklar. Son derece medeni şekilde, hiç bir tartışmaya mahal bırakmaksızın, istifalarını çok kısa bir şekilde gerekçelendirerek ifade ettiler.

'Fikirlerin hiçbirini kabul etmek mümkün değildir'

Arkasından da Sayın Başbakanımız kendileriyle ilgili olarak söyledikleri konularda aynı görüşte olmadığını ifade eden, kendi görüşünü hükumetimizin görüşünü ifade eden bir açıklamayla bu görüşlere katılmadığını, yine son derece medeni ve açık yüreklilikle ifade ederek kendilerine teşekkür ettiler.

Bu değerli bakan arkadaşlarımız bireysel tercihleriyle hükümetten ayrıldılar. Ayrıldıktan sonra içeride konuşulmamış konuları içeren siyasal dozu son derece yüksek bir basın açıklaması yaptılar. Anlaşılıyor ki bu arkadaşlarımız bu basın açıklamasını bir yerlerden gelen talimatlarla yaptılar. Dolayısıyla bu basın açıklamasında ortaya konulan fikirlerin hiçbir şekilde içeride yansıttıkları fikirlerle bir ilgisi olmadığını ifade etmek isterim.

Ayrıca bu basın açıklamasında hükümetimiz, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Başbakanımız hakkında ortaya koymuş oldukları fikirlerin hiçbirini kabul etmek mümkün değildir. Bu sözlerin tamamını yakışıksız, eleştiri dozunun üstünde, yersiz bulduğumuzu ifade ediyoruz ve şiddetle kınıyoruz, şiddetle reddediyoruz.

'Suriyeli sığınmacılar'

Suriye koordinasyon kurulumuz var mültecilerle ilgili olarak. Bütün ilgili bakanlıklarımızın çalışması söz konusu oluyor. Geçen hafta bunu yaptık. Tabi Suriyeli mülteciler meselesi, geçici olarak telakki edildi. Ama maalesef Suriye'deki bu istikrarsızlık ortamının uzun süre devam ettiğini görüyoruz. 2 milyon 200 bine yakın sığınmacı belki uzun yıllar Türkiye'de kalıcı.

Mesela Suriyelilerin çocuklarının kaybedilmemesi. 550 bine yakın okul çağında çocuk var. Bir kısmına Milli Eğitim Bakanlığımız okullarında eğitim sağlanıyor. Ama maalesef 400 bine yakın Suriyeli çocuk eğitim alamıyor. Mesela bunların eğitim almaları. Yeni kurulacak Suriye'de, yeni Suriye'de söz sahibi olmaları için çaba harcıyoruz.

Mesela Kilis, Gaziantep, Urfa gibi bu illerimizin belediye hizmetlerinde karşılaştığı yüklerin hafifletilmesi için gerekli tedbirleri alacağız. 300 bin 250 bin gibi yüksek oranda sığınmacının bulunduğu illerimiz var. Hükümet olarak ilave destekler sunacağız. Çok üst düzeyde sağlık hizmetleri veriliyor. Suriyeli sığınmacıların iş yapma kapasitesi olanların da topluma kazandırılması için çalışmalarımız var.

Geldiler ve giderler diye düşünülen kitlenin, büyük bir kısmının burada kalması mukadder olarak görünüyor. Ancak şunu bir kere daha söyleyeyim. Türkiye böylesine büyük bir sığınmacı kriziyle karşı karşıyayken, son Akdeniz'deki görüntüler ortaya çıkana kadar, Avrupa'dan çıt çıkmıyordu. Ne yazık ki Türkiye'nin bu çığlığına gerekli şekilde paydaş olmuyorlardı. Ümit ederim ki, maalesef kötü görüntüler ortaya çıktı.

7 bin 950 kişinin son 5 yılda Akdeniz'de boğularak öldüğünü biliyoruz. Türkiye'nin deniz kuvvetlerinin yıl içerisinde ege ve akdeniz 53 bin 980 kişidir, 54 bin kişi. Biz insani diplomasi karşısında bir suriye botunu gördüğümüz zaman hemen o insanları kurtarmaya çalışıyor. Ama maalesef başka ülkelerden bu hassasiyeti göremiyoruz. Türkiye karasularında vefat eden göçmenlerin sayısı ise 185 kişidir. Keşke onları ölmeden önce görebilseydik, kurtarabilseydik. Diktatörler iş başında olduğu sürece, dünyada gelir dağılımı adaletsizliği devam ettikçe önümüzdeki on yıllarda yeni göçmen dalgalarının olması kaçınılmazdır.”

Yorum Ekle