Madencilik sektörünün yaşadığı sorunlar ve Türkiye'deki madencilikte Diyarbakır'ın konumunu tartışmak amacıyla düzenlenen panelde madencilik sektörü ele alındı. Diyarbakır Sanayici ve İş İnsanları Derneği (DİSİAD), Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Diyarbakır Valiliği ve Karacadağ Kalkınma Ajansı'nın iş birliğiyle "Yerin altında ne var" sloganıyla panel düzenlendi. Panele, Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Gültan Kışanak, DİSİAD Başkanı Burç Baysal, DOGÜNSİ-FED Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu, Türkiye Mermer Doğaltaş ve Makinaları Üreticileri Birliği Başkanı Raif Türk, Maden İşleri Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Adnan Köse, Enerji Bakanlığı Müsteşar yardımcısı Nevzat Kavaklı'nın yanı sıra madencilik sektörüne çalışma yürüten çok sayıda işveren ve mühendis katıldı.
Eş başkanlık tahammülsüzlüğü mü?
Panel programında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı olarak yer alan Gültan Kışanak'ın isminin 3 kez anons edilmesine rağmen her defasında "eş başkan" yerine "başkan" ifadesiyle anons edilmesi dikkat çekti.
Panel oturumundan önce ilk olarak DİSİAD Başkanı Burç Baysal, kısa bir konuşma yaptı. Baysal, maden sektörünün bölgede daha çok doğal taş üzerine yoğunlaştığını ifade etti. Baysal, şunları söyledi: "Maden politik bir sektör ve bu manada politika üreticilerimizin bu sektörümüz konusunda yatırımcıyı rahatlatması ve özendirici yönlendirmeler yapması gerekir ve tabi ki de madencilerimiz de çalışma sahaları konusunda da çevreye duyarlı çalışanları konusunda da herkesten daha çok dikkatli ve ilkeli olmaları gerekiyor."
Baysal'ın ardından DOGÜNSİ-FED Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu, kısa bir konuşma yaparak, sözü Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Gültan Kışanak'a bıraktı. Kışanak, yeraltındaki zenginliklerinin yeryüzüne çıkarılırken ve işlenirken toplumun yaşam kalitesini de artırmasını arzuladıklarını belirterek, "Ne yazık ki bu konuda yeterince iyimser değilim. Madencilik sektörünün bu sektörde çalışan iş insanların yaşadığı sıkıntılar ve bürokratik çarkın engelleyici düzeyde zorlayıcı olması ya da başka nedenlerden kaynaklı yaşanan sıkıntılar tabi ki önemli burada bunlar da konuşulacak. Ama biz arzu ediyoruz ki şunu da konuşalım: Yeraltı zenginlikler, madenlerimizi yerel ve bölgesel kalkınma içerisinde nasıl bir rol oynayabilir? Bunu da konuşmaya ihtiyacımız var. Çünkü Türkiye hepimizin de bildiği gibi bölgeler arası ekonomik gelişmişlik açısından son derece kötü bir noktadadır" ifadelerini kullandı.
Kışanak, ekolojik dengeyi sarsabilecek ve tahrip edecek olan durumlardan kaçılması gerektiğini söyleyerek, "Aldığı gibi bırakma ilkesi"ne öncelikleri arasında ilk sıra da yer verilmelidir" dedi.
'Yeraltı zenginliklerinin işletilmesi sürecine yerel yönetimler de olmalı'
Kenteki yeraltı zenginliklerinin işletilmesi sürecine yerel yönetimlerin de bu zincirin bir halkası olması gerektiğini altını çizen Kışanak, şu ifadeleri kullandı: "Madenlerin işlenmesi, denetlenmesi ve ruhsatlandırılmasında yerel yönetimlerin hiçbir rolü yok. Bu doğru bir yaklaşım değildir. Bu topraklarda binlerce yıldır yaşayan insanlar bu toprakların zenginliklerden yararlanma hakkına sahiptir ve bunun için de yerel yönetimler bu halkanın bir parçası olmak durumundadır. Şu anda hiçbir aşamasında bir sorumluluğumuz ve katılım imkanımız yoktur. Ayrıca daha da negatif bir duru var. Geçmişte Büyükşehir değilken İl Özel İdaresi üzerinden kısmen de olsa yapılan bir denetim ve katılım süreci rafa kaldırılmıştır. Ayrıca devlet payının yüzde 50'sinin yerelde kullanılması için Özel İdare'ye devrediliyordu. Şu an bunlar da kaldırıldı. Biz daha iyisini talep ederken az da olsa pay alma imkanı da ortadan kaldırılmıştır. Buna siyasi bir misyon atfetmek doğru değildir. 'Bir ilin zenginliği varsa o kentin kalkınma sürecinden bir katkısının olması gerekir' ilkesine dayanan tamamen ilkesel bir durumdur. Yerelin hakkını yerele teslim etmek gibi bir ilkedir."
Kışanak'ın ardından konuşan Diyarbakır Valilisi Hüseyin Aksoy, kentteki maden kapasitesi ve bu alanda yapılan çalışmalar hakkında bilgilerin içerdiği bir konuşma yaptı. Açılış konuşmalarının ardından madencilik sektörünün yaşadığı sorunların ele alındığı panele geçildi. Panelin moderatörlüğünü Türkiye Madenciler Derneği (TMD) Başkanı Atılgan Sökmen yaparken, Türkiye Mermer Doğaltaş ve Makinaları Üreticileri Birliği Başkanı Raif Türk, Maden İşleri Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Adnan Köse, İş Güvenlik Uzmanı İzzet Demir ve Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mevlüt Kaya konuşmacı olarak katıldı.
'Her iş kazası 'ben geliyorum' der'
Panelde konuşan iş güvenliği ve sağlığı konusunda değerlendirmeler de bulunan İş Güvenlik Uzmanı İzzet Demir, Türkiye'de maden sektöründe yeterli denetimin yapılmadığını altını çizdi. Demir, "Soma'da meydana gelen faciaya bakıyoruz. Eğitim salonunda olması gerekli olan kişi ocakta yaşamını yitirmiş. Her iş kazası 'ben geliyorum' der. Gerek Soma'da gerek Ermenek gerek Şırnak olsun. Raporlar yazılmasına rağmen maalesef önlem alınmadı. Ermenek'te 15-20 gün öncesinden suyun seviyesi artıyor. Peki, oradaki mühendisler nerede?" diye sordu.
Demir, Türkiye'de en fazla iş kazası yaşanan alanların sırasıyla yapı, tarım ve madencilik olduğunu belirterek, "Bu üç sektörde ara insan gücü yok. Eğitim düzeyi en düşük kısım" ifadelerini kullandı.
Demir'in ardından konuşan Türkiye Mermer Doğaltaş ve Makinaları Üreticileri Birliği Başkanı Raif Türk, madenciliğin enerji sektörüyle ele alınmasının büyük bir eksiklik olduğunu ifade ederek sadece madencilik sektörüne ilişkin bir bakanlığın kurulması gerektiğini söyledi.
Türk, madencilik sektörünü söylenildiği gibi çevre tahribatı yaratmadığını savunarak, "İnşaatların verdiği zararla madenciliğin verdiği zarar arasından oran öyle az ki kıyaslayamayız bile. Dolayısıyla madenciliğe dönük 'çevre katliamına yol açıyor' eleştirisi tamamen haksız bir eleştiridir" ifadelerini kullandı. Daha sonra Maden İşleri Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Adnan Köse ve Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mevlüt Kaya'nın da 10'ar dakikalık değerlendirmelerinin ardından panel soru-cevap oturumuyla devam etti.