SON DAKİKA

Kışanak: Özal şahsında çözüme olan inancı kırmak istediler

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümü ile ilgili olarak, “Aslında merhum Sayın Özal şahsında Türkiye toplumunu bir bütün olarak çözüme olan inancını kırmak istediler” dedi. 23 Aralık, 2014 08:18 Güncelleme: 23 Aralık, 2014 08:18 Kışanak: Özal şahsında çözüme olan inancı kırmak istediler

Ana Parti Genel Başkanı Ahmet Özal, Genel Başkan Yardımcısı İrfan Çavuşoğlu, Genel Başkan Yardımcısı Nur Gözüküçük, Başkan asistanı Öznur Serpici, Diyarbakır İl Başkanı Fikri Yentürk, Bursa İl Başkanı Oğuzhan Aygün ile birlikte Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak'ı makamında ziyaret etti. Kışanak konuklarını Genel Sekreter Fethi Suvari, Meclis üyeleri Erkan Erenci ve Kerem Canpolat ile birlikte karşıladı.

Diyarbakır'ı ziyaret etmek istediklerini halkla görüşüp çözüm sürecine yaklaşımını öğrenmek istediklerini belirten Özal, “Bu Türkiye için çok önemli bir konu. Bir kendi gözlerim göreyim dedim. Dolaştım. Halkla konuştuk, dolaşıyoruz. İnşallah yakında tekrar geleceğim” dedi. Rahmetli Turgut Özal'dan bugüne kalan en önemli mirasın Kürt meselenin çözülmesi olduğunu belirten Ahmet Özal, parti olarak buna ağırlık vermek istedikleri için bölgeye geldiklerini söyledi.

ic-1-009.jpg

ÖZAL ÇÖZÜM UĞRUNA CANINI VEREREK BEDEL ÖDEDİ

Kışanak da “En çok ihtiyacımız olan şey bu” diyerek Ahmet Özal'ın sözlerini tamamladı. Ana Parti Genel Başkan Yardımcısı İrfan Çavuşoğlu da, “Kürt olduğu için öldürülen siyasetçimizin, en yüksek siyasetçimizin, Cumhurbaşkanımızdı. 21 yıl sonra Hatip Dicle İmralı'ya gitti” dedi. 21 yıl önce Turgut Özal'ın bu amaçla Lübnan'a Bekaa Vadisi'nde çözüm için çaba sarf ettiğini belirten Çavuşoğlu, Turgut Özal için “Sırf bu çözüm uğruna canını vererek, bedel ödedi” diye konuştu.

ÖZAL ŞAHSINDA ÇÖZÜME OLAN İNANCI KIRMAK İSTEDİLER

Görüşmenin devamında Kışanak, “Merhum Özal'ı yitirmiş olmak, çok büyük bir kayıp. Hele hele ölümünün tartışmalı olması, öldürülmüş olma ihtimali ve bu konuda, güçlü emarelerin bulunması. Tabi ki hepimizin hassasiyetle üzerinde durması ve aydınlatması gereken bir konudur. Aslında Sayın Özal şahsında Türkiye toplumuna bir bütün olarak Kürdüyle, Türküyle, çözüme olan inancını kırmak istediler. Bunun mümkün olmadığını göstermeye gayret ettiler. Ama milyonlarla insan yine özgürlük, barış, çözüm konusunda ısrar etti. Son derece önemliydi. Bugün gelinen aşamada barış ve çözüm; hepimizin arzusu, temennisi ve mücadele gerekçesidir. Bugün belki belli aşamalara gelinmiş olması önemlidir, tartışıyoruz. Ama bu gibi büyük sorunlarda asıl ilk adımı atmak çok zordur. Bir kırılma noktasıdır. O ilk adım atılabilirse, bir çığır, bir dönem açılır ve onun üzerine yeni adımlar inşa etmek mümkün olabilir. Korku duvarını aşmak, yüzleşmek, buna cesaret etmek, bunu açıkça toplumla paylaşma şeffaflığı göstermek, bütün bunlar sayın merhum Özal'ın yaptığı şeylerdir” dedi.

ÖZAL: YILLARCA KORKULARLA BÜYÜTÜLDÜK

Ahmet Özal da Suriye ve Irak konusunu çok iyi bildiğimi düşündüğünü belirterek, şöyle devam etti: “Ben Irak'ta 15 bin kilometre arabayla yol yaptım. Erbil, Süleymaniye'den tutun Bafra'ya kadar. Irak'ın bütün bölgelerinde gezdim. Suriye'de de öyle. Kuzey Suriye'deki, Kuzey Irak'taki insanlar, Kürtler olsun, Keldaniler olsun hepsi bizim insanlarımızdan farklı insanlar değil. Zaten hepsi, bin yıl bu topraklarda beraber yaşamış, aynı kültüre sahip insanlar. Hatta benim çok dikkatimi çekiyor. Kuzey Irak ve hükümeti çevresi içinde yaşayan Kürt vatandaşların, Türkmenlerin, Araplardan çok daha farklı bir yapıları var. Çok daha farklı bir kültürleri var. Oralara gittiğim zaman rahat edebiliyorum. Ama Arap bölgesi benim için biraz daha farklı. Dolayısıyla zaten coğrafi olarak, tarihi olarak, bu insanların beraber yaşaması, beraber gelişmesi, en doğru şeyin en akıllıcasıdır. Burada düşmanlık değil dostluk çok daha önemli. Şu an çok dikkat ediyorum Irak Türkiye'nin en önemli ticaret yaptığı, bölgelerden bir tanesi haline geldi. Yarın, öbür gün ben şunu da görüyorum Suriye'de böyle olacak. Kuzey Suriye'de oluşan yapının ne olacağını bilmiyoruz. Bana göre oradaki halk buna karar verecek. Türkiye'nin o bölgedeki insanları tarihi olarak, akrabalığı ve dostluğu olduğu için desteklemesi gerekir. Biz maalesef yıllarca Türkiye'de korkularla büyütüldük. Demek ki bunlar boş korkularmış.”

 

Yorum Ekle