Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 1 Kasım'daki milletvekili genel seçimi öncesi çıktığı Avrupa turu kapsamında Almanya'nın Köln kentinde gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satırbaşları şöyle:
En azından bayramda bir çatışmanın olmaması en büyük dileğimizdi. Ama maalesef terör her zaman olduğu gibi kan ve gözyaşı demek. İnşallah önümüzdeki süreç içinde 1 Kasım'dan sonra Türkiye'de yeni bir atmosfer oluşur, demokrasi kazanır ve terör belasından hep beraber kurtulmuş oluruz.
Türkiye bu sorunu aşamadığı sürece, kendi içindeki dirliğini sağlayamaz, kuramaz. O nedenle bizim öncelikle terör sorununu aşmamız gerekiyor. Bu konuda yeni projeler, yeni bir anlayışı egemen kılmak, yeni projelerle bu sorunu aşmamız gerekiyor.
Din görevlilerinin sandıkların başında olması, seçim güvenliği için aslında çok önemli. Yani seçim güvenliğinin bir anlamda garantisi çünkü din adamları yalan söylemezler. Din adamları sahtekarlık yapmazlar. Din adamları herkese eşit davranırlar. Çünkü onlar kutsal bir dinin, bir inancın, bir anlamda söylemini, inancını dile getiren kişiler demektir diye konuştu.
Eğer bir din görevlisi bir partiden yana tavır alıyor ve o partinin kazanması için yasa dışı yollara başvuruyorsa, ona din adamı demek bana göre yanlıştır. O farklı bir kimliktir. O kişinin, bilmiyorum alındı mı.. O kişinin derhal Ankara'ya çekilmesi ve din adamı kimliğinden uzaklaştırılması lazım.
Çünkü inançlar farklıdır, farklı olabilir ama tüm dinlerin ortak bir hedefi vardır. Ahlak temeli, bütün inançlarda çok önemlidir. Açıklık, berraklık tüm inançlarda çok önemlidir. İnsanların haklarını korumak bütün inançlarda çok önemlidir. Dolayısıyla din adamları eğer sandık başında görevliyse, ben şahsen ve partimiz de buna karşı değil, yeter ki din adamları gerçek anlamda görevlerini yapmış olsunlar.
Geldiğimiz noktada bütün vatandaşlar, yurt içinde ve yurtdışında, öncelikle sandığa gitmeliler. Demokrasinin kazanması için, sorunları aşmak için, düşüncelerini açıklayan, önerilerini getiren, projelerini açıklayan partilere destek versinler.
Ya demokrasiden yana oy kullanacağız ya baskıcı yönetimin sürdürülmesinden yana. Avrupa'da yaşayan kardeşlerime şunu söylemek isterim. Özgür bir ülkede yaşıyorsunuz, Almanya'da, Fransa'da, Hollanda'da, İngiltere'de rahat bir atmosferde yaşıyorsunuz, düşüncelerinizi rahatlıkla ifade edebiliyorsunuz ama Türkiye'de bu atmosfer yok.
O zaman burada yaşayan vatandaşlarımızın, neden Türkiye'de böyle bir atmosfer olmasın, böyle bir atmosferi önleyen bir siyasi partiye oy vermiyoruz, demelerini bekliyorum. Eğer bunu yapabilirsek, bunu gerçekleştirebilirsek ve buradaki vatandaşlarımız da sandığa gidip bu paralelde oy kullanabilirlerse, bence çok önemli bir görevi yerine getirmiş olacaklar.
Daha önce de bir facia yaşanmıştı, o zaman tünelde olmuştu. Ve yine izdihamdan ötürü çok sayıda Müslüman hayatını kaybetmişti. Benzer bir tablo bu kez oluyor. Bir devletin temel görevi, hac sırasında hacı adaylarının can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Bununla ilgili önlemleri almaktır.
Yollar buna göre yapılmalı, köprüler buna göre yapılmalı, insanlar buna göre taşınabilmeli. Bütün bunların düşünülmesi lazım. Eğer bunlar düşünülmüyor ve hacı adaylar izdiham nedeniyle hayatlarını kaybediyorlarsa bunun bir sorumlusunun olması lazım. Eğer böyle bakabilirsek olaya sanıyorum daha sağlıklı bir çözüm üretme noktasında gerekli uyarıları da bir şekilde dile getirmiş oluruz.
Kılıçdaroğlu, Siyasi Partiler Yasası'nda bu yönde bir değişiklik için diğer partilere de çağrıda bulunurken, Eğer diğer partiler de buna katkı verirlerse, yurt dışı yaşayan vatandaşlarımız kendi sorunlarını, kendi seçtikleri temsilciler aracılığıyla TBMM'de dile getirebilirler diye konuştu.
