SON DAKİKA

Kaset savaşlarının 5N1K'sı

Kaset savaşlarının 5N1K'sı 26 Şubat, 2014 05:49 Güncelleme: 26 Şubat, 2014 05:49 Kaset savaşlarının 5N1K'sı

Sanırım işin en acıklı yanı burası. Bu ses kayıtlarını yapanların tamamı devlet görevlisi.

Sızdırılan ses kayıtları bize ne söylüyor?

Bu kayıtlara toplu olarak baktığınızda nasıl bir telekulaklar ülkesinde yaşadığımızı görüyoruz. İster Türkiye'nin Başbakan'ı ister Türkiye'nin en büyük olduğu iddia edilen cemaatinin lideri Fethullah Gülen, isterse Metin Şentürk olun fark etmiyor, herkes herkesi dinliyor. Hem de öyle teker teker de değil, biner biner dinliyor. Öyle kısa bir dönem için de değil günlerce, aylarca, yıllarca konuşmalarınızı dinliyor ve saklıyor. Balıkçı Hasan da "Dinleniyor muyum" diye şüphelenmekte haklı, Başbakan da kriptolu telefonunda konuşurken "Bu telefon dinleniyor" derken haklı. Zira konuşmalar dinleniyor, dosyalanıyor ve uygun bir zaman için bekletiliyor. Bu dinlemeler konusunda göruyoruz ki kimsenin günahı kimseden az değil. Bireysel haklar, özgürlükler ruhuna hep beraber güçlü bir el- Fatiha okusak da bu günahlar arınılacak gibi gözükmüyor.

Başbakan ve oğlunun ses kayıtları neden sızdırıldı?

Bu soruya isterseniz başka bir soru ile cevap verelim. Siz bu ses kayıtlarının sızdırılmasına şaşırdınız mı? Bu kayıtlar zaten sızdırılacaktı. Zaten sızdırılmak için kaydedilmişti. Doğru soru olsa olsa "Neden şimdi sızdırıldı" olmalı. Zamanlama bu sefer manidar değil! Zira bir gün önce Star ve Yeni Şafak 7000 telefonun dinlendiğini iddia eden haberi yayımlayıp 'algı savaşı'nda önemli bir cephe açmıştı. Dün akşam yayımlanan Erdoğan ile oğlu Bilal arasındaki görüşme gündemi tersyüz etti. Bir gün önce saldırıya hazırlanan hükümet, bu ses kaydının yayımlanmasından sonra savunmaya çekilmek zorunda kaldı. 'Algı savaşı'nda satranç hamleleri devam ediyor.

Bu ses kayıtları nerede yayımlanıyor?

Hükümet iki ayrı cephe açmış durumda. Kendini destekleyen gazetelerde ve sosyal medyada iki ayrı cephede mücadele ediyor. Fethullah Gülen'in kasetleri sosyal medyadan, soruşturma dosyaları ise gazetelerden kamuoyuna duyuruluyor. Karşı cephe ise ses kayıtlarını Twitter'da açılan çeşitli hesaplar üzerinden sızdırıyor. Cemaat gazeteleri genelde haberleri diğer gazetelere sızdırıldıktan sonra kullanıyor. Hükümetin TİB düzenlemesini aceleye getirmesinin sebebini bu tabloya bakınca daha iyi anlıyorsunuz. Nerede sızdırılırsa sızdırılsın ana akım medya bu ses kayıtlarını muhalefet Meclis kürsüsüne taşıyıncaya kadar ne olur ne olmaz diye kullanmayıp bekliyor. Nereden sızdırılırsa sızdırılsın bütün kayıtlar bir süre sonra köşelerde, sosyal medyada, caps'lerde dolaşıma sokuluyor. Bir sızan bir daha engellenemiyor.

Bu ses kayıtları ne zaman sızdırılıyor?

Gazetelere pazartesileri, sosyal medyaya ise geceleri. Türkiye ilginç bir gündemler ülkesi. Biz gazeteciler için her pazartesi gündem yeniden kuruluyor. Bu yüzden gazeteler her pazartesi Türkiye'de gündemi sıfırlayıp yeniden kurguluyor. Sosyal medyada ise daha çok herkesin evde bilgisayarlarının başında olduğu saat 21.00 suları bekleniyor. Bunun beklenmesinin nedeni tarafların Başbakan'ın deyişi ile robotlarının, Başbakan'ın kızının deyişi ile trol'lerin, cemaatin deyişi ile gönüllülerin toplu olarak bilgisayar başında olduğu, internetin prime time yani en çok takip edilen zaman dilimi olması. Sızdırılan ses kayıtları, her iki algı cephesinin fenomenleri tarafından paylaşılıp robotlor, troller ve gönüllüler (artık ne derseniz) tarafından hızla dolaşıma sokuluyor.

Başbakan ile oğlunun konuşması nasıl dinlenebiliyor?

Kabul edelim ki teoride en azından bir ülkenin başbakanını dinlemek kolay olmamalı. Gelin görün ki pratikte Başbakan'ın nerede ise dinlemediğimiz telefon konuşması kalmadı. Peki bu nasıl oluyor? İlk yöntem Başbakan'ın aradığı kişilerin telefonları dinleniyor. İkincisi ise dinlemeler gizlice kayda alınıyor. Son dinleme bunun çok tipik bir örneği. Ses kaydındaki gel-gitler, ara sıra konuşmaya karışan 'Ay' diyen dış sesler bizlere bu konuşmanın bir montajdan çok, farklı bir dinleme türü ile ele geçirildiğini gösteriyor. Bu dinleme türü de istihbarat için gayet kolay bir yöntem. Benim merak ettiğim resmi olarak böyle bir yöntemin mahkeme kararıyla elde edilmesinin yasal olup olmadığı!

En önemlisi bu ses kayıtlarını kim yapıyor?

Sanırım işin en acıklı yanı burası. Bu ses kayıtlarını yapanların tamamı devlet görevlisi. Yani öyle yurtdışından gizli ajanlar ya da terör örgütleri değil. Kimi bunu mahkeme kararıyla yapıyor kimi hükümet istedi diye kimi ise cemaatine faydası dokunur umuduyla. Gelin görün ki bu kayıtları yapan da tutan da saklayan da sızdıran da ya devlet görevlisi ya da onları çok iyi tanıyan birisi. Sanırım bu ses kayıtlarının en hazin kısmı da burası.

Sızdıranlar için hazin, bizim içinse vahim bir durum.

 

Yorum Ekle