SON DAKİKA

Kalkan: Şengal Kantonu oluşmalı

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, “Artık bir Şengal Kantonu oluşmalı, onun önü açılmıştır. Şengal artık eskisi gibi yönetilemez. Öyle Şengalliler sağa sola taşınamaz. Kesinlikle o çok tehlikelidir" dedi. 23 Aralık, 2014 08:57 Güncelleme: 23 Aralık, 2014 08:57 Kalkan: Şengal Kantonu oluşmalı

Sterk Tv'de yayınlanan Politik Alan programına katılan PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, Şengal'i kurtarma operasyonu, Kobanê direnişi, Barış ve Demokratik Müzakere Süreci Taslağı, HDP ve ittifak arayışlarına ilişkin soruları cevapladı.

Dün ve önceki gün gelen bilgilere göre HPG, YPG ve YBŞ'nin, yine Peşmerge güçlerinin yürüttüğü operasyonların artık sonuç vermeye başladığı, ilk olarak Xansor'un, şimdi ise Şengal'in özgürleştirilmeye başladığını yönelik önemli bilgiler var. Bu gelişmeleri siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben öncelikle Êzîdî halkımızın bayramını kutluyorum, Şengal'in kurtuluş bayramını da; çifte bir bayram oluyor. Tabii Şengal'in özgürleştirilmesi bayramı tüm Kürt halkının bayramı oluyor. Zaten bu çerçevede Kobanê'deki çatışmalar bazı sonuçları gösteriyordu. IŞİD çete güçlerinin artık ilerleme, o amaçlı saldırı güçleri kalmamıştı. İlerleyişleri durdurulmuş, saldırıları önemli ölçüde kırılmıştı. Bunun genel üzerinde de etkileri vardı. Bir süreden beri de Şengal'in durumu gündemdeydi, tartışma halinde. Şengal dağındaki halkın yaşamı, ihtiyaçları gündemde olan konulardı. Çünkü kış geldi, yaşam sorunları da öne çıkıyordu. Bu temelde zaten çeşitli tartışmalar, arayışlar vardı. Tam da Ezî bayramında bu pratikleşmiş oluyor. Gelen bilgiler önemli ölçüde Şengal'in özgürleştirildiğini gösteriyor. Bu duruma geldikten sonra tam bir kurtuluşun ortaya çıkacağı kesin.

Yılsonuna giderken, böyle bir bayram günü bütün Kürtlere, demokratik güçlere büyük bir heyecan verdi, bayram yaşattı, bu bakımdan Şengal'in özgürleştirilmesinin tüm Kürtler ve demokratik güçler açısından kutlu olmasını diliyorum. Böyle büyük bir heyecanı, bayramı yaşatan tüm özgürlük savaşçılarını selamlıyorum; şehitlerini de saygı ile anıyorum.

KÜRT ASKERİ GÜÇLERİ ORTAK BİR KOMUTANLIKTA BİRLEŞMELİ

Orada savaşan bütün Kürt güçleri var, Rojava'nın güçleri var, genel Kürdistan'da savaş yürüten PKK'nin gerilla güçleri olarak HPG ve YJA STAR güçleri var, Güney Kürdistan Peşmergeleri var. Dolayısıyla genel bir Kürt gücünün Şengal'de mücadele etme durumu yaşanıyor. Belki çok koordineli değil, yeterince planlanmamış, ama gittikçe öyle bir durumun geliştiği belirtiliyor. Bu da önemli bir durum.

Bu vesile ile bir kere daha bütün silahlı Kürt güçleri için şunu ifade etmek istiyorum; Haziran'dan bu yana IŞİD saldırıları bize bir gerçeği çok net gösterdi: artık bu kadar dağınık, parçalı olunmaz. Bu yönlü önderliğimizin, Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığımızın sayısız açıklaması, çağrısı oldu. Gerçekten de bu çağrıyı ben bir kere daha yineliyorum. Bu çağrıyı başta Güney Kürdistan yönetimi olmak üzere bütün parçalardaki Kürt kuvvetleri, YPG/YPJ güçleri, peşmergeler, Doğu Kürdistan güçleri şunu görmeliler: Ortadoğu'daki 3. Dünya Savaşı ve bunun Kürdistan'a yansıması artık ortak bir komutanlığı gerektiriyor. Başarı için bu şart, tehlikeli durumları önlemek için bu şart. Bu durumda parti, parça ve ya örgüt çıkarları söz konusu olamaz, öne çıkamaz. Ulusal duruş, demokratik ve insanlığın çıkarları ve bir de başarı her şeyin önünde olmalı. Bu durumda bize ulusal kongre ilkeleri temelinde bir ortak komutanlığı, silahlı güçlerin bir ortak komutanlık altında planlı savunma görevlerini yerine getirmesini dayatıyor, gerektiriyor. Bu konuda özellikle de güney Kürdistan yönetimi daha fazla ayrı durma ve tek hakim olmada ısrarlı olmamalı. Evet, parçaları gözetelim, ama Kürt ve Kürdistan birliği, demokratik birlik olmak kaydıyla, önemlidir. Başka halklara karşı olmamak, onlarla dost ve kardeşçe yaşamak kaydıyla Kürdistan'ın birliği de çok önemlidir. Bunun zamanı gelmiştir, olaylar da bunu dayatıyor. Bu temelde tüm güçleri duruşlarını, siyasetlerini gözden geçirmeye ve Şengal'deki başarının sırını anlayıp gerçekleştirmeye, yani ulusal demokratik birlikten yana olmaya çağırıyorum.

DAİŞ'in Şengal işgali sonrası, Şengalli Êzîdî Kürtler Kürdistan'ın dört tarafına dağıldı, mülteci konumuna düştüler. Şengal'in kurtarılması ile birlikte Şengallilerin yurtlarına dönüşü söz konusu olacak. Katliam riskinin tümden bitmediği de ortada iken, bundan sonra Şengalliler nasıl bir yaşam örgütlemeli?

Bu konuda Merkez Karargah Komutanlığımızın birkaç gün önceki açıklaması vardı. O uyarı ciddi ve yerindeydi. Hiç kimse can güvenliğinin sağlamak söz konusu olmadıkça, hiçbir Şengalliyi Şengal'den başka yere taşımamalı. Bunu DAİŞ istiyor, kültürel soykırımcılar ve Kürt soykırımını gerçekleştirmek isteyenler istiyor. Ağustos'taki durum farklıydı. Hazırlıksızdık. Güney Kürdistan güçleri böyle bir saldırıya karşı mevzilenmiş değillerdi. Dolayısıyla bir katliam tehlikesi ortaya çıktı. Katliamı önlemek için tedbirler geliştirdik. Bu ayrı bir durumdu. Can güvenliğini sağlamak, katliamı önlemek içindi. Bu artık önlenmiştir. Gerilla alana yerleşmiş, Rojava Devrimi ile ve özgürlük güçleri ile tam bir dayanışma var, Güney Kürdistan peşmergeleri birlik halinde. Şengal'in en azından dağlık alanının güvenliği sağlanmış, özgür alanlara çıkanların can güvenliği sorunları yok. Şimdi o da aşılıyor ve kasabalar, köyler, şehirler özgürleştiriliyor. Böyle bir durumda öncelikle hiçbir Êzîdî Kürt kendi anayurdunu, atayurdunu terk etmemeli. Bu çok tehlikeli bir durumdur. Yine hiç kimse tek bir Êzîdî'yi öyle anayurdunu terk etmeye yönlendirmemeli. Aslında o insanlık suçu olur, kültürel soykırıma hizmet etmek olur. Nedir, helikopterler gidiyor, zorlanan bazı insanlar oldu mu alıp götürüyorlarmış. Niye orada insanların yaşaması için destek vermiyorlar da alıp götürüyorlar!

'ŞENGAL KANTONU OLUŞMALI'

Bu bakımdan Irak yönetimi de, Güney Kürdistan yönetimi de demokratik davranmalı, Êzîdî Kürt halkının kendi anayurdunda, Şengal'de özgür ve demokratik bir yaşam kurmasına saygılı olmalı. Demokratik Özerklik temelinde bunu gerçekleştirmeye hakkının olduğuna saygılı olmalı. Artık bir Şengal Kantonu oluşmalı, onun önü açılmıştır. Şengal artık eskisi gibi yönetilemez. Öyle Şengalliler sağa sola taşınamaz. Kesinlikle o çok tehlikelidir. Öyle bir duruma karşı herkes uyanık ve duyarlı olmalı. Biz hareket olarak öyle bir duruma kesinlikle karşıyız. Şimdiye kadar katliam tehdidi varken, onları önleyemediğimiz durumda güvenlik için Kürdistan'ın diğer parçalarına, Rojavaya, Bakur'a, Başur'a taşınmış olan Êzîdîler hazırlık yapmalılar. Kurtuluş oluyor, bu gerçekleşir gerçekleşmez nasıl ki katliamdan güvenlik için geri çekildilerse, aynı biçimde ve aynı hızla da kendi köylerine, mahallelerine,  ülkelerine gitme, yaşamlarını orada sürdürmeye yönelmeliler. Geri dönüş olmalı.

Özellikle de, “bazıları Avrupa veya değişik yerlere gidiyor” deniliyor. Bu Êzîdîler için ölüm demektir. Öyle o taraflara gidip bir de televizyonun karşısına geçip yakınmalarının hiçbir geçerliliği yoktur. Başkalarından insanlık desteği istiyorlar, insanlık her şeyden önce kendi anayurdunda özgürce ve demokratik yaşamayı gerektiriyor. O tutum insanidir, insanı tutum da insani karşılık bulur.

'KOBANÊ'YE DÖNÜŞLER BAŞLAMALI'

Yurtseverliğimizi doğru tutturalım. Katliam tehlikesi oldu biraz güvenlik için hareket etmek gerekti, o halde bir olalım, örgütlü olalım, bir yerde olalım ve katliamı önlemek için direnelim, direnişe destek verelim. Maraş'ta gezen birisinin Kobanê'deki direnişle bir alakası yoktur. Bu tutumlar yanlış. Halk bilmeli ki, bu tutum yanlış. Bakur'daki yurtsever, demokratik güçler bilmeli ki, tutumları yetersiz. Bize ne, deyip adeta AKP Hükümeti'nin, Türk devletinin insafına bırakılıyor bu insanlar. Zayıflık ve eksiklik var. Herkes görev ve sorumluluğuna sahip çıkmalı. Bir de şu üslup bırakılmalı, kameraların karşısına geçilip “şunu istiyoruz, bunu istiyoruz, bize kötülük yapılıyor” demekten herkes vazgeçmeli. Sana kötülük yapılıyorsa, sen de mücadele et ve kötülüğü önle. Bu devrimci, direnişçi, özgürlükçü bir üslup değildir. Bakur'daki halk, demokratik güçleri Kobanê direnişine destek veriyorlar, ama Kobanê'den gelenlere de yol göstermeli, sahip çıkmalı. Diğer yandan ise Kobanê halkı, Kobanê'de meclisleri ve komünleri vardı, o zaman Suruç'ta da olsun, Mürşitpınar'da da olsun. Kimseyi bırakmasınlar. Ve artık Kobanê'nin de büyük kısmı özgürleştirilmiş. Artık Kobanê'ye geçişler başlamalı. Küçük çocuklar ve çok yaşlılar geçemese bile diğer toplumsal kesimler geçip kendi güvenliklerini sağlayan, yaşamlarını örgütleyen bir pozisyonda olmalılar. Orada da geriye dönüş, ülkeye dönüş olmalıydı. Zaten DAİŞ “kaçın” diyordu, o bölgeyi Kürtsüzleştirmek istiyordu. O halde Kürtsüzleştirmeye, soykırıma karşı direnecekse küçük bir imkan bulduk mu, kendi toprağımıza gideceğiz ve orada yaşamı yaratmada ısrarlı olacağız. Onun için başta gençler olmak üzere artık Kobanê toplumu da Kobanê'ye dönüşü başlatmalı. Yeni yıla kendi topraklarında girmek için herkes çaba harcamalı.

Gündemdeki diğer önemli bir konu ise Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın hazırladığı Barış ve Demokratik Müzakere Süreci Taslağı'ydı. Bu taslak yine hem hareketinize, hem de AKP Hükümeti'ne ulaştırıldı. Hem PKK ve KCK, hem de HDP bu taslağı benimsediğini açıkladı. Şimdiye kadar AKP'nin bu taslağa yanıtı oldu mu? Olmadı ise AKP'nin güncel politikaları bir yanıt oluşturuyor mu?

Yönetimimiz hem heyete, hem de tüm kamuoyuna duyurdu. Bizden yana bir eksiklik yok. Biz söz konusu taslağı müzakereler için yeterli bulduk ve oradaki eylem planlamasına da evet dedik. Derhal o planlama dahilinde müzakere sürecinin başlamasını istedik. Yine müzakerelerin başlamasından yanayız, hazırız. Önderlik, PKK, Kürt demokratik siyaseti ve toplumu olarak tam bir birlik içerisinde buna hazırız, hiçbir karşıt olan yoktur. Fakat anlamadığımız şey, işler yürümüyor diye eleştiriyoruz, ama bu Türkiye'deki bazı çevrelere ve AKP'ye yine yaranamıyoruz; diyoruz “haydi hemen şimdi çözelim,” yine olmuyor. Biz böyle yaptık ama bazı çevreler rahatsız olmaya başladılar. Toplumda genel bir kabul var, ama ben toplumun akıllısıyım, öncüsüyüm diyen o bazı yazar-çizerlerle, siyasi çevreler, AKP dahil, CHP ve MHP hiçbir açıklama yapmadılar. Onlar da partidirler, bizim tutumumuz herkesi bağlıyor. Şimdi bir karşılık yoktur. Sanki bizim Kürt sorununun çözümüne hazır olmamızdan ve istememizden rahatsız oluyorlar. Çözülmezse mücadele edelim, diyoruz, ondan da rahatsız oluyorlar. Bu bir çıkmaz.

 

Yorum Ekle