Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda gündemle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Suriye'de yaşananların 'yakın tarihin yaşandığı en büyük insani dramdan birisi' olduğunu söyleyen Kalın, Viyana toplantılarının da siyasi geçiş süreci için önemli platformlardan birisi olduğunu belirtti.
Suriye'nin geleceğinde Esad'ın yerinin olmadığını düşündüklerini ifade eden Kalın şöyle devam etti:
Suriye muhalefeti ile ilgili yürütülen faaliyetlerin de içerisinde olduğumuzu ifade etmek isterim. Özellikle şu anda Suudi Arabistan'da yapılmakta olan Suriye muhaliflerinin bir araya gelme toplantısını Suudi Arabistanlı yetkililerle yakın bir şekilde koordine ettik. Buradan iyi bir netice çıkmasını bekliyoruz. Suriye krizi sona erdirilmeden DAİŞ terörü ile mülteci krizi ortadan kalkamayacak.
Rusya uçağının düşürülmesi
Biz gerilim siyasetinden yana değiliz. Rusya ile ilişkileri düzeltmek ve bu savaş uçağı meselesini çözmek için de elimizde diplomatik imkanlar ve kanallar bulunmaktadır. Bunların kullanılması, devreye sokulması büyük önem arz etmektedir.
İncirlik üssü
Rusya savaş uçakları Suriye'deki ılımlı muhalifleri hedef alıyor. Bizim Rusya'nın Suriye'de DAİŞ hedeflerini vurması ile herhangi bir sorunumuz yoktur. Tam tersine Türkiye DAİŞ'le mücadelede uluslararası koalisyonun bir parçasıdır. DAİŞ'e karşı etkin bir mücadele vermektedir. Hava sahamız uluslararası koalisyon uçaklarına açılmıştır. İncirlik Üssü bu çerçevede kullanılmaktadır.
IŞİD-Suriye-Rusya-Türkiye
DAİŞ'le ilişkiler hususunda yersiz ve haksız ithamlarla karşı karşıyayız. Terörle mücadele mutlaka uluslararası bir işbirliğine ihtiyaç var. İşbirliği ne kadar arttırılırsa, istihbarat paylaşımı ne kadar arttırılırsa gerek DAİŞ'e katılan yabancı teröristler olsun gerekse diğer terör örgütleri ile mücadele daha başarılı olacaktır. Burada kaynak ülkelerin sorunu kaynağında tespit edip engellemeleri büyük önem arz etmektedir.
Türkiye'de sınırda 50 bine yakın güvenlik mensubu vazife aldı. Özellikle DAİŞ petrolünün Türkiye tarafından alındığı şeklindeki ithamlar gerçi ABD'den Almanya'ya, Fransa'dan Irak'a kadar birçok yetkili pek çok açıklamalar yaptılar. Bu iddiaların hiçbirisinin gerçeklerle bir ilgisinin olmadığı açıkça ortaya çıktı. Burada maalesef merkezinde DAİŞ'in olduğu bir propaganda savaşları ile karşı karşıyayız.
Zaten Rusların açıkladığı haritalara da baktığınız zaman eğer onlara inanacak olsanız herhalde bu petrol ve doğalgaz ticaretinin çok önemli bir kısmı ya rejimin kontrolünde olan bölgeler üzerinden yürümektedir ya da PYD'nin elinde olan bölgeler üzerinden yürümektedir. Türkiye'ye yapılan bu tür ithamların aslının olmadığının da açık bir şekilde belgelerde ortaya konmuştur.
Musul'da bulunan askerler
Türkiye'nin DAİŞ konusunda gösterdiği hassasiyetin aynısını PKK ile mücadelede de dünya kamuoyundan bekliyoruz.
Bu, yeni bir olay değil aslında. 2014 yılından beri Türk Silahlı Kuvvetleri orada DAİŞ'le mücadele kapsamında Irak güçlerine eğitim vermektedir. Fakat son dönemde yapılan bir takım tahkimat özellikle DAİŞ'le ilgili güvenlik sorunlarından dolayı basına da biraz abartılı bir şekilde yansıtıldı.
İran gazı
İran'dan gelen doğalgaz ile ilgili bu sabah Enerji Bakanlığımız bir açıklama yaptılar. Ben de sabah ilgililerle görüştüm. Dün gece meydana gelen teknik bir arızadan dolayı nakilde bir azalma söz konusu olmuş fakat bu sabah itibariyle bu telafi edildi. Şu anda İran'dan gelen gazla ilgili Enerji Bakanlığının bana verdiği bilgiye göre bir sıkıntı yok. Tekrar aynı seviyelere çıkmış durumda. Bununla ilgili BOTAŞ ve ilgili birimlerimiz gerekli tedbirleri alıyorlar.
İsrail doğalgazı
İsrail'in öncelikle Mavi Marmara'dan kaynaklanan bir takım adımları atması gerek.

