KADİR KAYA / YÜKSEKOVA HABER
İHD Hakkari Şubesinde düzenlenen basın açıklamasına; İHD Hakkari Şube Başkanı ve İHD MYK üyesi İsmail Akbulut, İHD MYK üyesi Orhan Koparan, İHD Sekreteri Sait Çağlayan ve İHD üyesi Perihan Çitçi katıldı. Hakkari ve ilçelerinde son zamanlarda yaşanan olaylarla ilgili hazırlanan rapor İHD MYK üyesi Koparan tarafından okundu.
Koparan, son zamanlarda meydana gelen toplumsal olaylardaki can kayıplarının iki yıldır devam eden çözüm sürecini ve barış umutlarını derinden yaraladığını ve kendilerini üzdüğünü belirterek, "Kobanê olayları, Hükümetin dış politikasının iflas ettiği bir kez daha ortaya çıkarmıştır. Binlerce kilometre uzaklıktaki Uygur Türkleri için, Suriye Türkmenleri için Türkmen olmayan birçok ezilen halk için, Filistin halkı için sesini yükselten hükümetin, mevzu Kürtler olunca sessiz kalması, Türkiyeli Kürtlerde ciddi bir kırılma yaratmıştır. Kendi vatandaşınız olan 20 milyonu aşkın Kürtle barışmak için çözüm sürecini başlatacaksınız, fakat kendi vatandaşınız olan Kürtlerin soydaşları Rojava'da öldürülürken, tecavüze uğrarken, yerinden yurdundan olurken, buna sessiz kalacaksınız ve hatta onları terörist göreceksiniz. Bu politikanın kabul edilebilir bir tarafı bulunmamaktadır" dedi.
Hükümet yetkilierinden empati yapmalarını isteyen Koparan, "Kobanê'de duygu bağı olan Kürtlerin malı, canı ve namusunu kendisine helal sayan bunu da İslam adına yapan İŞİD diye bir vahşet çetesi tarafından, sınırınızda çıplak gözle görülebilecek kadar yakınınızda insanlar katledilip ırzlarına geçilirken barış ve kardeşlik diyerek buna seyirci kalınmamalı" dedi.
'İHD, HER TÜRLÜ ŞİDDET EYLEMİNE KARŞIDIR'
Koparan şöyle devam etti: "Şiddete karşıyız şiddet kesinlikle bir hak arama aracı olmamalı. Özellikle okulların ve eğitim kurumlarının yakılması tasvip edilemez. Bu tür eylemlerden vazgeçilmesini talep ediyoruz. Tüm siyasetçiler Valiler ve idareciler sorumlu davranmalıdır. HDP'nin eylem çağrısı ne kadar hesaplanmamış ve bedelleri ağır olmuşsa, "Kobani düştü düşecek", "Kobani ile Hakkâri'nin ne alakası var" diyen Sayın Cumhurbaşkanı'nın kullandığı dil de o kadar ayrıştırıcı bir dildir. 50'ye yakın insanımızı kaybettik ve bu ölümlerden kimse kendini soyutlayamaz. Olayların akabinde Hükümetin devlet refleksi ve güvenlikçi zihniyete misliyle karşılık veririz dediği günden bu yana Hakkari'de Özel Hareket polisleri mahalle aralarında kadınlarımıza kızlarımıza ağza alınmayacak küfürler etmeye ve 90'lı yılları aratmayan her cadde başında Zırhlı araçların bekletilmesi olağan üstü hal dönemlerini bize tekrar yaşatma eğiliminde olduklarını göstermektedir. Özellikle Hakkari Valisinin bu konuya sessiz kalması düşündürücüdür. Bu olaylara ilişkin derneğimize yapılan müracaatları yetkililerle paylaşmamıza rağmen herhangi bir yaptırım uygulanmadığı gibi kendilerine cesaret vermiştir. Elimizde görüntüler var, bu görütüleri basınla paylaşabiliriz.
'POLİSE VERİLEN YETKİ ÇÖZÜM SÜRECİNİ SEKTEYE UĞRATIR'
Ayrıca aynı masada defalarca oturup bir barış müzakeresi yürüttüğünüz PKK'ye 'terörist' diyerek toplumda güvensizliğe sebep oluyorsunuz. Taraflar arasında ve halkta güven problemi meydana gelmektedir. Tüm bu yaşananlardan sonra, Sayın Başbakanın 'her şeye rağmen çözüm süreci devam edecektir' demesi inandırıcı değildir. PKK de, hükümet de bir adım geri atarak, diyalog kanallarını açık tutarak bu süreçte kaybettikleri karşılıklı güveni tekrar tesis etmeli ve süreci yürütebilir kılmalıdırlar. İmralı adası için konuşulan sekreterlik, Kandille doğrudan ilişki, akil insanların devreye girmesi ve PKK lideri Sayın Abdullah Öcalan'ın şartlarının iyileştirilmesi süreci olumlu yönde etkileyecektir.
'NE BİR PKK'LİNİN, NE DE BİR ASKERİN SOKAK ORTASINDA ÖLDÜRÜLMESİNİ TASVİP ETMİYORUZ'
Tam da bu süreçte Kars'ta 3 PKK'linin herhangi bir eylem yapmadıkları ve çatışmasızlık halinde olduğu halde öldürülmesi ne kadar yanlış ise, sokak ortasında sivil giyimli askerlere kurşun sıkarak misilleme yapmakta o kadar yanlıştır. Temelde tüm ölümlere karşıyız. Her iki olay da sürecin ruhuna terstir bu olayları kesinlikle tasvip etmiyoruz. 6-7 Ekim olaylarında Hükümetin HDP' yi hedef gösteren söylemlerinin ardından ülkenin çeşitli yerlerinde HDP binalarına ve HDP çalışanlarına yönelik faşizan saldırılar gerçekleştirilmiştir.
'HDP PARTİ MECLİS ÜYESİNE YAPILAN SALDIRIYI KINIYORUZ'
HDP Genel Merkezinde Parti Meclis üyesine ve Genel Başkanına yapılan saldırı da kabul edilemez. Bu bağlamda hükümete çağrımız barışçıl bir dilin hakim olması ülkeyi kaosa sürükleyecek yaklaşımlardan vazgeçilmesidir. Yine ilimiz Hakkari'de KESK üyelerinin demokratik taleplerini dile getirmesine tahammül edemeyen güvenlik güçleri ve onlara talimat veren ilin Valisi ve Emniyet Müdürünü bu güvenlik eksenli tutumlarından vazgeçmeye çağırıyoruz. Güvenlik güçlerinin göstericileri dağıtma yöntemi insanları hedef gözeterek ve ölümcül darbelerle müdahale edildiği ve bu müdahale sonucunda 7 emekçi vatandaşımızı çeşitli yerlerinden yaralamıştır. Biz İnsan Hakları savunucuları olarak bu tutuma ilişkin Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunacağımızı ve bir kez daha ilimizde güvenlik eksenli politikaların sürece fayda vermeyeceği gibi zarar vereceği ilin Mülk-i Amirleri tarafından görülmesi gerekiyor. Herkesi bir kez daha sürecin hassasiyetini göz önünde bulundurarak sorumlu olmaya davet ediyoruz. Bu bağlamda biz çözüm sürecinin devam etmesi ve barış içinde hep beraber eşit ve kardeşçe yaşayacağımız bir ülke tasavvur ediyoruz. Umudumuz ve temennimiz bu yöndedir"