İSTANBUL - YPG ve YPJ ile Burkan El-Firat güçlerinin Tıl Ebyad'ta DAİŞ çetelerine yönelik başlattığı Komutan Rubar Qamışlo Hamlesi kapsamında Girê Spî'yi özgürleştirirken bu özgürleştirmenin Rojava ve Türkiye'nin politikasına etkilerini gazeteciler Celal Başlangıç ve Fehim Taştekin DİHA'ya değerlendirdi.
'Afrin ve Kobanê de birleşirse sınır boyu Kürtlere komşu bir Türkiye olacak'
Girê Spî'nin özgürleştirilmesiyle birlikte Rojava'da ilan edilen 3 ayrı kantonun tekrar başlaması sürecinin yaşandığına dikkat çeken gazeteci Celal Başlangıç, bu özgürleştirmenin gerek savaş öncesi gerek savaş sonrası yaratılan tahribatların da giderilmesi anlamına geldiğini söyledi. Kobanê ve ardından Girê Spî'nin birleşmesiyle çok geniş bir hareket alanı sağlandığını belirten Başlangıç, geriye bir tek Afrin'le Kobane'nin birleşmesi kaldığını dile getirerek şunları söyledi: "Bu 3 kanton birleştiği anda Türkiye sınırından Suriye tarafından 780 km yakın bir sınır boyu Kürtlere komşu bir Türkiye olacak. Bununla birlikte artık Kürtler Suriye'de varlıkları inkar edilemeyecek bir biçimde kendilerine yeni bir hayat alanı yeni bir sistem alanı açmış olacaklar. Aslında bunu Kobanê, Afrin ve Cizire'de gördük ama bir bütünsellik içerisinde Ortadoğu'ya yeni bir hayat tarzı, farklı etnik, mezhepsel kökenleri, farklı inanışları, yeni bir hayat tarzı örme şansı elde edilecek. Çünkü, görünen o ki şu anda Ortadoğu'da bu kadar parçalı çok etnik yapılı çok kültürel, dinsel, mezhepsel yapıda bir bölgede en büyük avantaj Kürtlerin oraya örecekleri yeni bir hayattır ve o hayat aslında birlikte yaşama kültürünün çoğalmasına büyük katkı sunacaktır."
'Gire Spi'nin Kobane'yle birleşmesi Erdoğan'ın sahte barışçıl yaklaşımlarını da boşa çıkartacak bir gelişmedir'
HDP'nin de seçimlerde aldığı başarı da göz önünde bulundurularak beraberinde Girê Spî'nin özgürleştirilmesinin Türkiye'nin iç ve Ortadoğı politikasına nasıl etki edeceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Başlangıç, seçimlerde Kobanê direnişinin büyük bir kırılma noktası olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: "Kobane sürecinde yaşananlar Türkiye'de AKP seçmeni olan Kürtler'de Erdoğan'ın artık güvenilmez bir aktör olduğu çok net bir biçimde görülmesini sağladı. Kürtlerin çok yoğun bir biçimde yaşadığı kentlerde AKP neredeyse silindiğini görüyoruz. Bu silinmenin nedeni, Kürtlerin Erdoğan'ın Türkiye'deki barış sürecine inanmadığını, sadece seçim zamanları kendisine oy devşirmek için kullandığı bir argüman olduğunu görmesiydi. Yine Kobanê süreci AKP ve Erdoğan'ın iki yüzlülüğünü sergileyen bir süreç oldu. Şimdi de AKP'nin Girê Spî ve Kobanê'nin birleşmesindeki tavrı ortada. Bu zamana kadar IŞİD'le komşu olmaktan rahatsız olmayan Türkiye, Kürtlerle PYD ve YPG'yle komşu olunca rahatsız olmaya başladı. Hatta bu rahatsızlıklarını Türkmenlerin, Arapların etnik ayrımcılığa uğradığını söyleyerek yüksek sesle dile getiriyor. Halbuki 3-4 sene öncesine kadar o bölgede etnik ayrımcılığa uğrayan yerlerinden yurtlarından sökülüp atılan Kürtler'di. Ama bunları görmediler, görmezlikten geldiler. Yani, Gre Spi'nin Kobane'yle birleşmesi aynı zamanda Türkiye'deki egemen anlayışın ve bu egemen anlayışın parçası olan Tayyip Erdoğan'ın sahte barışçıl yaklaşımlarını da boşa çıkartacak bir gelişmedir."
'Kürtler, Til Ebyad'a geri gelmeyle önemli bir kazanım elde etti'
Til Ebyad'ın düşmesinin IŞİD tehdidini önemli ölçüde bertaraf edilmesi anlamına geldiğini söyleyen gazeteci Fehim Taştekin de, "Til Ebyad Kobenê ile Cizire'nin arasına girmiş ve hem Doğu'yu hem de Batı'yı tehdit eden ve IŞİD'in Rakka'dan aldığı güçle sürekli saldırılar düzenleyebildiği bir yerdi. Bu tehlike ortadan kalkmış oldu. Buna ilaveten orada bir coğrafi devamlılığı bozan bir durum da söz konusuydu. Yani, Til Ebyad 2012'de Kürtler'den arındırılmıştı. YPG, Kürtlerin tekrar o bölgeye gelmesiyle Rojava'nın inşa edilmesi açısından önemli bir kazanım elde etti" diye konuştu. IŞİD'e "ahtapot" benzetmesi yaparak sürekli yayıldığı için birçok yerden YPG'yi sıkıştırdığını ve bu yüzden IŞİD tehdidinin bitmediğine dikkat çeken Taştekin, Rakka'nın IŞİD'i beslediği ana damar olduğu sürece tehlikelerin henüz bitmediğini ancak Rojava'nın bir diğer kantonu Afrin'e IŞİD'in girmesinin zor olduğunu ve YPG'nin orayı koruyabileceğini dile getirdi.
'Erdoğan 'Türkmen ve Araplara etnik temizlik yapılıyor' diyerek Arap - Kürt savaşını kışkırtıyor'
Til Ebyad'ın düşmesinin Türkiye'deki yansımalarını da değerlendiren Taştekin, AKP'nin 'Kobane düştü düşecek' lafıyla Kürt seçmenlerini kaybettiğini ifade ederek, " AKP kendi içerisinde bunun çok ciddi bir hata olduğunu tartışıyor ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan için hala hiçbir şey değişmiş değil. Değişmediği için de Til Ebyad'la ilgili çok manipülatif bir tepki verdi. Erdoğan, henüz operasyon başlamadan, Til Ebyad düşmeden, YPG ve Burkan El Fırat güçleri Siluk'a girmeden 'Türkmenler ve Araplar açısından orada bir etnik temizlik yapılıyor ve yerlerine Kürtler yerleştiriliyor' dedi. Bu, Kobanê'den daha da tehlikeli bir şey. Kobanê'de 'düştü düşecek' derken Kürtleri rencide etti ama 'Türkmen ve Araplara etnik temizlik yapılıyor' diyerek Arap - Kürt savaşını kışkırtıyor. Cumhurbaşkanı makamında oturan birisi bu kışkırtmayı yapabilir mi? Bu Türkiye ve AKP'ye kaybettirir" ifadelerini kullandı.
'Erdoğan düşmanca yaklaşımını Til Ebyad'a sürdürüyor'
Erdoğan'ın Tıl Ebyad'ın düşmesine yönelik tavrını HDP'nin seçimlere parti olarak girmesinin ardından yakaladığı başarıya bağlayan Taştekin, "Erdoğan'ın 3-5 milliyetçi oy için bunu yaptığını sanmıyorum. Burada başka bir refleks var. Erdoğan bir yerde takıldı ve o takıntıyla bu siyasetini güdüyor. Önce Kobane'den başladı ve daha sonra HDP'nin seçimlere parti olarak girmeye başlaması Erdoğan'ın sinirlerini bozdu. Ve kaybının en önemli nedeni olarak da HDP'yi görüyor. Bütün planlarının başkanlık hayallerinin HDP tarafından tıkandığını düşünüyor ve buradan da düşmanlık yapıyor. Bu düşmanca yaklaşımını da hala Til Ebyad ve başka bölgelerde sürdürmeye çalışıyor" şeklinde konuştu.