DİYARBAKIR - Girê Spî'nin özgürleşmesinden sonra Rojava'da gelişen Kürt statüsüne karşı oluşunu ve bundan duyduğu rahatsızlığı, "Kuzey Suriye'de oluşacak bir devlete ne pahasına olursa olsun müsaade etmeyiz" ifadeleriyle ortaya koyan Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan'ın sözlerini değerlendiren DBP ve HDP'li siyasetçiler, Erdoğan'ın DAİŞ'e olan desteğin istikrarlı bir şekilde sürdürdüğünü bir kez daha duyurduğunu belirterek, DAİŞ vahşetinin meşrulaştırmaya çalışıldığını söyledi.

'Halklar Erdoğan'a izin vermemeli'
İnsanlığa karşı işlenen suçlarda esas olanın masumluğu ispatlamak olduğunu dile getiren HDP Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, Türkiye'nin çetelerin topraklarını kullanmadığını ispatlaması gerektiğine vurgu yaparak, "DAİŞ çetelerinin Türkiye sınırını kullanarak Kobanê'ye girdiğini ispatlamak Kürt hareketinin ya da muhalefet partilerinin işi değildir. Aksine bu bir insanlık suçu olduğu için, Türkiye'nin bu vahşi çetelerin topraklarını kullanmadığını ispatlama yükümlülüğü vardır" dedi. Halkların, Erdoğan'ın "Güneyimizde bir Kürt devletine izin vermeyeceğiz" gibi savaş söylemlerinin önünde durması gerektiğine işaret eden Bilgen, "Kürtler, Araplar, Türkmenler bu durumun önünde durmalıdırlar. Yani her ne olursa olsun Erdoğan'ın savaş sözlerinin hayat bulmasına izin vermemelidirler" ifadesinde bulundu.
'DAİŞ vahşeti meşrulaştırılmaya çalışılıyor'
Erdoğan'ın sarf ettiği sözlerle bir kez daha DAİŞ çetelerine olan desteğini ortaya koyduğuna vurgu yapan DBP Eş Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Koçuk, Erdoğan'ın bir devlet oluşumundan çok Kütlerin Rojava'da halklara dayalı bir öz yönetimi hayata geçirmiş olmasından korktuğunu söyledi. DAİŞ ile 2 yıl süren sınır komşuluğuna rağmen Erdoğan'ın benzer bir açıklama yapmadığına dikkat çeken Koçuk, "Güney sınırında Kürtlerle sınır olmayı bir tehdit olarak gören Cumhurbaşkanı, DAİŞ ile komşu oldukları süreçlerde hiçbir zaman böyle bir tehditten bahsetmedi. DAİŞ'in şeriata dayalı bir devlet kurmak istediğini herkes biliyor ve bunu kurmak içinde hayata geçirdiği vahşi yöntemleri de herkes görüyor. Cumhurbaşkanı DAİŞ, ülkenin güneyinde böyle bir girişim içerisindeyken hiçbir tepkisini dile getirmedi" diye konuştu. Erdoğan'ın, Grî Spî'nin özgürleşmesi ve DAİŞ çetelerinin Kobanê katliamını yaptıktan sonra sarf ettiği sözlerinin bir çok şeyi net bir şekilde ortaya koyduğunu dile getiren Koçuk, "Bu sözlerin DAİŞ'in yürüttüğü vahşi savaşı meşrulaştırmaya, uygulanan vahşeti normal göstermeye de hizmet ettiğini belirtmek gerekiyor" dedi.

' Halkların kendi topraklarında istediği şekilde yaşamasına kimse müdahale edemez'
Erdoğan'ın sarf ettiği sözler ile DAİŞ politikalarını doğru bulduğunu açık bir şekilde ifade etmiş olduğuna işaret eden HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp, "Erdoğan'ın bu sözleri, Sayın Öcalan üzerinde yürütülen tecrit politikaları, Kobanê katliamı ve seçim sürecinde gerçekleştirilen saldırılar bunların hepsi ortak yürütülen politikaların tezahürüdür. Orada vahşete uğrayan halkların kendi vatanında, kendi topraklarında istediği şekilde yaşamasına kimse müdahale edemez. Bir müdahale ne etiktir ne de ahlakidir. Orada gerçekleşen insanlık dışı katliamı nefretle kınamak yerine çıkıp böyle bir açıklama yapılması insan aklının alacağı bir durum değildir" şeklinde konuştu.
' DAİŞ'e göstermelik müdahale olabilir'
DAİŞ'in Kobanê'deki katliamını, "AKP Hükümeti'nin Grî Spî rövanşı" olarak tanımlayan HDP Siirt Milletvekili Kadri Yıldırım, Erdoğan'ın "Bedeli ne olursa olsun izin vermeyeceğiz" şeklindeki sözlerinin DAİŞ'in saldırılarına devam edeceği şeklinde yorumlanması gerektiğine vurgu yaptı. Uluslararası kamuoyunda AKP'ye ve Erdoğan'a DAİŞ'e verdiği destekten dolayı tepki söz olduğunu söyleyen Yıldırım, "Erdoğan ve AKP Hükümeti bu tepkileri azaltmak için sınırda DAİŞ' göstermelik olarak bir müdahalede bulunabilir" öngörüsünü paylaştı.

'Rojava'da tüm halklar özgür'
Kürt hareketinin ve Rojava'daki halkın bağımsız bir Kürdistan devleti kurmak gibi bir niyetinin olmadığının herkes tarafından bilindiğini ifade eden Yıldırım, "Zaten kantonlar sistemi de bu durumu gösteriyor. Bu sistemde Türkmen, Kürt, Arap halkları eşit bir ortamda özgürlüğünün tadını çıkarıyor. Velev ki Kürtlerin böyle bir düşüncesi, böyle bir girişimi olsun diyelim uluslararası kanunlarda böyle bir yasaklama yok zaten. Uluslar kendi haklarını tayin etmekte serbesttirler" diye konuştu.