SON DAKİKA

DBP: Ev hapsi değil, koşulsuz özgürlük

Seçim sonuçlarını değerlendiren DBP Parti Meclisi, halklar için yeni bir mücadele sürecinin başladığına dikkat çekti. 14 Haziran, 2015 11:10 Güncelleme: 14 Haziran, 2015 11:10 DBP: Ev hapsi değil, koşulsuz özgürlük

DİYARBAKIR - Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) 13 Haziran'da gerçekleştirdiği Parti Meclisi (PM) toplantısının sonuç bildirgesini açıkladı. Bildirgede, Parti Meclisi'nin 7 Haziran seçimlerinin siyasal, toplumsal ve örgütsel sonuçlarını değerlendirmek üzere toplandığı belirtilerek, "7 Haziran seçim sonuçlarını önemli bir başarı ve kazanım olarak değerlendiren parti meclisimiz, bu başarının ve HDP projesinin mimarı olan Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'ı selamlamış, bu süreçte HDP'nin başarısı için emek harcayan tüm kurum ve kişiler kutlamıştır. Ayrıca bu başarıyı, seçim sürecinde devlet güçleri ve karanlık güçlerin işbirliği ile katledilen şehitlerin anılarına verilen bir cevap olarak görmüştür" denildi.

'Yeni mücadele süreci başlamıştır'

Devlet rejiminin "tekçilik" üzerine inşa edildiğinin ve bunun değiştirilememesi için de yüzde 10 baraj sisteminin getirdiğinin belirtildiği bildirgede, ezilenlerin ve direnenlerin ortak mücadelesi bu barajın yıkıldığına vurgu yapıldı. Halklar için yeni bir mücadele sürecinin başladığı tespitinin vurgulandığı bildirgede, "Toplumun demokratik reflekslerinin öldüğünü düşünenler yanıldıklarını görmüşlerdir. Bu durum ne Türkiye'de, ne de Ortadoğu'da Kürt halkını ve ezilen halkları yok sayarak hesap yapılamayacağını bir daha göstermiştir" ifadesinde bulunuldu.

'Öcalan'ın özgürlüğünü sağlayan süreç hızlandırılmalıdır'

Yapılan toplantıda, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın son 3 yılda sarf ettiği demokratik çözüm yaklaşımının ve oynadığı rol ile Türkiye'yi, devletin kirli savaş sarmalından çıkarıp siyaset zeminine çektiği gerçeğinden hareketle, demokratik ulus perspektifiyle tüm halkların yan yana, özgür ve eşit bir şekilde demokrasi mücadelesi verebileceklerinin kanıtlandığı gerçeğinin bir kez daha ortaya çıktığı belirtildi. Proje ve yarattığı sonuçların değerlendirildiğinde PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın koşulsuz özgürlüğünün sağlanması gerektiğinin belirtildiği bildirgede, "Artık Sayın Öcalan'ın ev hapsi gibi formüllerle değil, koşulsuz özgürlüğünü sağlayan sürecin hızlandırılması gerektiği belirtilmiştir. Bu konuda parti meclisimiz kendi üzerine düşen rolü oynayacaktır" denildi.

'Seçimler AKP'nin olumsuz rolünü boşa çıkarmıştır'

7 Haziran seçim sonuçlarının, devletin ve AKP'nin toplum adına söylediği tüm sözlerin önemli oranda yalan olduğu gerçeğini ortaya koyduğunun vurgulandığı bildirgede, "Sonuçlar, toplumun barışa, demokratik çözümü, müzakereye hazır olduğunu göstermiştir. Özellikle Türkiye tarafında hortlatılmaya çalışılan faşist reflekslere toplum itibar etmemiş, HDP şahsında demokratik, özgürlükçü ve barışçı duruşu sahiplenmiş, AKP'yi de tek başına iktidar yapmayarak oynadığı olumsuz rolü boşa çıkarmıştır. Toplum barış, eşitlik ve özgürlük istemektedir. Erdoğan'ın ve AKP'nin kullandığı düşmanlaştırıcı, ırkçı ve cinsiyetçi dil sandığa gömülmüştür" ifadelerine yer verildi.

'AKP sadece Suriye'de değil Türkiye'de de kaybeden olmuştur'

Seçim sonuçlarının AKP'nin Kürdistan'da bir tabela partisi olduğunu gösterdiğinin belirtildiği bildirgede, "IŞİD ile stratejik ortaklık yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hala yönettiği partisi AKP, bu kirli ve vahşi savaştan Kürtlerin kaybederek çıkmasını ummuştur. Ama AKP sadece Suriye'de değil, Türkiye'de de kaybeden olmuştur. Halkları bir birine kırdırarak iktidarını sağlamlaştırmaya çalışan AKP, gerçekliği özellikle Kürdistan halklarının tavır ve tutumuyla ağır bir yenilgiyi yaşamıştır. Bu anlamıyla Kürdistan'daki sonuçlar Kobanê ve Şengal direnişlerine bir selamlama olduğu kadar, son haftalarda Kürdistan'da patlatılan bombalara ve yapılan infazlara da bir cevap olmuştur" denildi.

Kürt halkının ve kurumlarının verdiği özgürlük mücadelesinin önemli bir aşamaya geldiği tespitinin yapıldığı bildirgede şöyle devam edildi: "Bu yeni aşamada artık ne Sayın Öcalan'ın esareti sürdürülebilir bir durumdur, ne de devletin toplumu baskı ve şiddetle yönetmesi mümkündür. Merkezi ve teklik üzerine kurulu rejim ve onun anayasası aşılmıştır. Değişim ihtiyacını yeni bir dikta kurmak için kullanmak isteyen Erdoğan ve onun siyasal aklı aşılmıştır. Toplum bu tavrı koymuştur. Kürdistan'da ortaya çıkan sonuç halkın kendi kendini yönetme ve yerel demokrasiyi geliştirme talebidir."

Yorum Ekle