İlçenin her tarafı beton oldu, her boş bulunan yere bir bina dikildi. Çocukların top oynayacağı, yaşlıların, emeklilerin oturup iki laf edip dinleneceği park yok denecek kadar az.
Bu sebeple ilçede, alışılmışın tam tersi bir karar alındı.
Doğubayazıt Belediyesi, ilçenin kuruluşundan beri belediye binası olarak kullanılan, yanında itfaiye teşkilatı, başkan lojmanı ve belediye fırını gibi eklentileri de barındıran kendi binasını yıktırdı.
Yerine ne yaptı biliyor musunuz? Bir AVM değil, bir iş hanı değil.
Yaklaşık 300 metrelik yürüyüş parkuru olan, içinde süs havuzları, çocuk parkı ve dinlenme alanları bulunan bir yaşam alanı yaptı. Kendisi de hizmetlerini sürdürmek için başka bir kiralık binaya taşındı. Yani belediye kiraya çıktı, park halkın oldu.
Bu karar niye önemli?
Çünkü biz bunun tam tersini 80 li yıllarda yaşadık. O zaman Doğubayazıt Belediyesi, elindeki tek parkı Hükümet Konağı yapılsın diye hazineye vermiş, karşılığında da eski hükümet konağını almıştı. Yani park gitmiş, bina gelmişti.
Şimdi ise tam tersi oluyor. Bina gidiyor, park geliyor.
Evet, dışarıdan bakınca “koca belediye kendi binasını yıkar mı, kiraya çıkar mı?” diye düşünülebilir. Ama asıl alkışlanması gereken de bu değil mi?
Bir belediye başkanının “makam koltuğum gitsin ama çocuklara park kalsın” diyebilmesi, bu ilçede kolay kolay görülen bir şey değil.
Her ne kadar son yıllarda belediyemiz mahalle aralarında bulduğu küçük arsaları parka dönüştürmeye çalışsa da, Doğubayazıt’ın nüfusuna ve ihtiyacına bakıldığında bunlar yeterli değil. İşte bu yüzden merkezde, herkesin ulaşabileceği böyle anlamlı ve mütevazi bir yeşil alanın yaratılması çok kıymetli.
Bu bir bina yıkma meselesi değil, bir zihniyet değişimidir. Betona değil, insana yatırım yapma zihniyetidir.
O yüzden diyorum ki, ben belediye binasını yıktırıp yerine park yapan başkanı ayakta alkışlıyorum.
Keşke her idareci, koltuğundan önce çocukların oynayabildiği ve halkın nefes alacağı yeri düşünse.