SON DAKİKA

Ayhan Çarkın: Cinayetler devletin bilgisi dahilinde işlendi

Ayhan Çarkın, “Bu cinayetler, dönemin Cumhurbaşkanı, Başbakan, MGK, İçişleri Bakanlığı, İstihbarat Daire Başkanlığı ve Başbakanlığa bağlı MİT'in içinde bulunan Kontr-Terör Dairesi'nin bilgileri ve koordinasyonunun yani o dönemki devletin bilgisi dahilinde 11 Temmuz, 2014 09:01 Güncelleme: 11 Temmuz, 2014 09:01 Ayhan Çarkın: Cinayetler devletin bilgisi dahilinde işlendi

ANKARA - 90'lı yıllarda işlenen faili meçhul cinayetlerle ilgili Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 2.duruşması bugün görülmeye başlandı.

Davanın ikinci duruşmasına Diyarbakır Belediye Başkanı Gülten Kışanak, BDP'li Sabahat Tuncel, Pervin Buldan, CHP'li Mahmut Tanal, Sezgin Tanrıkulu, Kemal Burkay ve 90'lı yıllarda işlenen cinayetlerde yakınlarını kaybeden aileler katıldı.

Davanın ilk duruşmasında mahkeme salonunda hazır bulundurulması kararı verilen Mehmet Ağar, 7 günlük istirahat raporu sunarak duruşmaya katılmadı.

Öte yandan, yargılanan sanıklardan emekli Yarbay Korkut Eken,  Özel Harekât Polisleri Ayhan Ayça, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Özkan, Enver Ulu, Ercan Ersoy, Ahmet Demirel, Lokman Külünk, Seyfettin Lap, Uğur Şahin, Semih Sueri, Yusuf Yüksel, Muhsin Korman ve tek tutuklu sanık Ayhan Çarkın davada hazır bulundu. Duruşmada, ÇHD'li avukatlar Ağar'ın sağlık raporuna itiraz ettiler.

Davanın ilk duruşmasında sanıkların talebi üzerine Ayhan Çarkın'ın akli dengesinin yerinde olup olmadığının tespit edilmesi istenmişti. Davanın 2. duruşmasında Çarkın'ın sağlık durumuna ilişkin İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan geldiği açıklandı. Raporda, Çarkın'ın akli dengesinin yerinde olduğu, beyanlarına itibar edileceği belirtildi.

DEVLETİN BİLGİSİ DAHİLİNDE

Davanın tek tutuklu sanığı Ayhan Çarkın, savunmasında çarpıcı itiraflarda bulundu. Çarkın, “Bu cinayetler, dönemin Cumhurbaşkanı, Başbakan, MGK, İçişleri Bakanlığı, İstihbarat Daire Başkanlığı ve Başbakanlığa bağlı MİT'in içinde bulunan Kontr-Terör Dairesi'nin bilgileri ve koordinasyonunun yani o dönemki devletin bilgisi dahilinde işlenmiş cinayetlerdir. Yoksa kimse pervasızca bu cinayetleri işleyemez. Herkes bilgi sahibidir. Bu cinayetleri işleyenler siyasi ve ekonomik rant elde etmişlerdir” dedi.

Çarkın “Hata yapan bedelini ödesin suç işleyen cezasını ödesin” dedi. Çarkın'ın bu sözleri üzerine mahkeme başkanı araya girerek, Çarkın'ın savunmasını bölünce, ÇHD'li avukatlar sanığın savunmasını kesmesine tepki gösterdi.

Avukatlar, “Çok tecrübeli bir başkansınız sanık savunmasının kesilmeyeceğini biliyorsunuz. Sanığın hakları savunmasından önce hatırlatılır, daha sonra savunması kesilmez” dedi.

Başkan bunun üzerine duruşmaya on dakika ara veriyorum deyince salonda bulunan milletvekilleri, avukatlar ve mağdur yakınları tepki gösterdi.

ÇİLLER, DEMİREL, EYMÜR DE SANIK OLMALI

10 dakikalık aranın ardından Çarkın'ın savunmasını yapmasına devam edildi.

“Günahlarımdan kurtulmak isteyen bir insanım” diyen Çarkın, savunmasına şöyle devam etti:

“Vatan millet laflarını kendilerine rant kapısı yapanlar ortaya çıksın… Vampirler sofrasının çanağına kanımıza akıttık” dedi. Bir önceki duruşmada okuduğu savunmasının aynısı yeniden okudu.

Çarkın savunmasında dönemin siyasetçileri Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e yönelik suçlamalar da yaptı. Çarkın, Mehmet Eymür'ün de sanık olması gerektiğinin altını çizdi.

"30 Eylül 1993'te kaçırılarak ölürülen Altındağ nüfus müdürü Abdulmecit Baskın'ın MGK kararları doğrultusunda öldürüldüğü bizzat tarafıma söylendi" diyen Çarkın, "Av. Faik Candan'ın öldürülmüş olduğunu, infaz edildiğini gördüm. Yine o kahrolası telsiz, kahrolası anonstan sonra benden adam öldürmem istendi.  Av. Yusuf Ekinci'yi benim öldürmem istendi" şeklinde konuştu.

Çarkın'ın ifadesi ardından diğer sanıkların savunmalarına geçildi. Sanık Ayhan Akça'nın savunması sırasında 90'lı yıllarda katledilen Hacı Karay'ın oğlu Emrah Karay, “22 senedir ben bilmediğim diyor. 22 senedir biz sizin isimleri unutmadık. Senin babanın derisinde naylon erittiler mi, sigara söndürdüler mi” diyerek tepkisini dile getirdi.

Enver Ulu'nun saunması sırasında da 1994'de Ankara'da ofisinden alınarak infaz edilen avukat Yusuf Ekinci'nin oğlu Sertaç Kamil Ekinci “Ben senin öldürdüğün adamın oğluyum” yanıtını verdi.

 

Yorum Ekle