Tan, 'Son günlerde yaşananlar tam bir rezalet. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile oğlu arasında geçtiği iddia edilen telefon kayıtları ve kasetler ortaya çıktıkça Erdoğan'ın neden HSYK, MİT, internetle ilgili düzenlemeleri istediğinin anlaşılmaktadır' dedi.
Tan, herhangi bir ülkede böyle bir skandal ortaya çıkması halinde bunun çözümünün 24 saat değil, 4 saatte olduğunu öne sürerek, "Ya Başbakan o 4 saatin sonunda istifa eder, hukuken hesap verdikten sonra eğer terk edebilirse ülkeyi terk eder. Veya bu işin tamamen düzmece bir komplo olduğu çıkarılır. Bunu yapanlar aynı şekilde adli takibata tabi tutulur, ülke onlara dar edilir" diye konuştu.
TÜBİTAK'tan bir heyetin, 20 dakikada bu ses kayıtlarının kime ait olduğunu ortaya çıkarabileceğini, ancak Başbakan'ın bunun da önünü kestiğini belirterek, "Hâkim, savcı gelsin, araştırsın. 'Hâkim de savcı da paralel." TÜBİTAK da polis de paralel. Bir eşkenar, dik kenar, bu paraleli kesen bir devlet makamı demek ki kalmamış. Tam bir skandalla karşı karşıyayız. Başbakan'ın önünde iki yol var; ya çıkacak 'Bunları hepsi doğru istifa ediyorum, Yüce Divan'a gidiyorum' diyecek. Ya da cürmümeşhut yakalanan suçlunun yaptığı gibi sonuna kadar 'yalan' demek. Maalesef sonuna kadar inkar yolunu seçmiştir" ifadelerini kullandı.
"KAN ÜZERINDEN SİYASET AHLAKSIZLIKTIR"
Rahmetli annem aklıma geldi. Eğer bu vakayı seyretmiş olsaydı, görmüş olsaydı, diyecekleri şu an kulağımda. "Mala mıne mala mıne, oğlum mahallenin delikanlısı ne hallere düşmüş'.
En çok neye üzüldüm biliyor musunuz yeri göğü inleten Başbakan, o iddia edilen konuşmalarda mırıldanarak konuşuyor, o kükreyen Başbakan mırıldanarak konuşuyor oğluyla.
İslam fıkhında bir kural var. Karşılıklı iki taraf yemin ettiği zaman Ben bunu yemin ederim ki yaptım, yapmadım inan edin çocukları yemin etsin vallahi, billahi, tallahi bu işler olmadı diye ben şahsen inanacağım.
Mahallenin güzel kızı kötü yola düştüğü vakit mahallenin delikanlısı kurtarır ama mahallenin delikanlısı kötü yola düşerse o delikanlıyı kim kurtaracak, halk kurtaracak, çare bu.
Tan, 'Başbakan'ın siyaseten son kullanma tarihinin bittiğini Haziran ayında burada söyledim. Bakalım bundan sonra neler olacak, bu minareyi çalanlar kılıfı nasıl uyduracak. Bir sürü yandaş medya ve yazarın utanmaz bir şekilde inanmadıkları halde asla öyle bir şey olmadığını söyleyerek kalemşörlük yapmaya devam ediyorlar.' Dedi.
Çözüm sürecine ilişkin bir soruya ise Tan, Başbakan'ın bir oyun oynadığını ve üç seçimi atlatmak için çalıştığını savundu.
Başbakan'ın "Beni kurtar, sonra ben seni kurtarayım." dediğini belirten Tan, sınırda son günlerde karşılıklı tahrikler olduğuna dikkat çekti. "Kan üzerinden siyaset ahlaksızlıktır." diyen Tan, "Bana göre süreç yok ortada. Ama bunun karşılığı, tekrar silahlar konuşsun değil. Ulusalcı, laikçi Kemalistlerin beklediği şu: PKK vursun, Tayyip Erdoğan düşsün; böyle bir senaryo alçaklıktır. Halkın çocuklarının kanı üzerinden siyaset alçaklıktır. Düşecekse, doğru düzgün düşsün. Seçim var, adliye var, hakim var. Mesele bizim açımızdan, onun düşmesi kalması değil, yaşanılan rezaletler." dedi.
Demokratik özerkliğin tek taraflı ilan edilmesinin de savaş sebebi olacağını daha önce söylediğini dile getiren Tan, "Devrimci savaşın da bir sonucu yok ama 3 bin insan öldü. Süreç falan yok, oyalama, bir kandırmacadır. Üç seçim atlatıp, bakalım diyor Başbakan. El altından, genel af fısıldanıyor ama bir garantisi yok. Kefil yok, senet yok, anlaşma yok. Dedikodu olarak, söyleniyor. Böyle bir taahhüt yok. Ama şu an olan biten dedikodu." ifadelerini kullandı.